17 Nisan, 2026 08:58:40 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Bugün Benim Doğum Günüm Hem Sarhoşum Hem Yastayım  (Okunma sayısı 78 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Cwénhild Muirghéal

  • Azkaban Mahkumu
  • 14. Seviye
  • İleti: 99
  • 560 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cwénhild Muirghéal
  • Güç Puanı: 50
  • https://youtu.be/3vjkh-acmTE
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: o
  • Meslek: Eski Başseherbaz Yardımcısı
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 40
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü Yapma, 2. Seviye; Süzülme, 3. Seviye
Bugün Benim Doğum Günüm Hem Sarhoşum Hem Yastayım
« : 11 Ekim, 2021 01:41:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
17 Haziran 1849
Seth Carter & Cwenhild Muirghéal

[justify]Kimselere söylemeden bir gece öncesinden izin almıştı Başseherbazdan. Bugün doğum günüydü ve kimsenin onun doğum gününü kutlamasını yada öyle bir şey yapmasını istemiyordu. Abigail'in gönderdiği pasta ve üzüm kokulu mektup ona ulaşmıştı. İçkiyi azaltmasını, sigarayı bırakmasını ve daha temiz giyinmesini tembihleyen bir mektuptu bu. Bu mektubu okurken elinde ucuz yarısı içilmiş bir şarap şişesi vardı. Abigail'in yaptığı pastayla çok güzel gidiyordu. Onun dışında bir hediye yada bir şey gönderen olmamıştı, olmasını da beklemiyordu zaten. Gwyndolin zaten iki gün önceden kutlamış, çiçeklerini bırakmış ve Edinburgh'a doğru yola çıkmıştı. Geriye bir tek Seth kalmıştı. Bir şeyler yapacağını adı gibi biliyordu. Muhtemelen ofise elinde pasta ve çiçeklerle gelmiş ancak Cwenhild'i orada göremeyince hayal kırıklığına uğramıştı. Mesai bitiminde evine uğrayacağından emin olduğu için kendini sokaklara attı kızıl saçlı kadın iş çıkışı saatine yakın. Kafası biraz güzeldi ama yarım şişe şarap onu sarhoş etmeye yeterli değildi. Her zaman gittiği hana gidip biraz daha içip biraz canlı müzik dinleyip evin yolunu bulmayı ümit ediyordu.

Sokaklar bir yaz akşamı için fazla boştu. Bu boşluk hoşuna gitmişti. O yüzden dışarıda biraz yürümeyi tercih etti hana girmeden önce. Sonuçta bugün doğum günüydü ve istediği her şeyi yapabilirdi. Geç saatte oyun oynayan çocukları izledi, kendisine sağlıksız yiyecekler aldı ve en sonunda hana düştü yolu. Girişteki korumalar, garsonlar, hancı ve tabiki kendisi gibi mekanın müdavimleri onu selamladı. Oda selamlarını havada bırakmadı ve karşılık verdi. Hızlı adımlarla mekandaki en sevdiği yere gitti. Işığın az geldiği, insan kalabalığından uzak ve müziğin kulakları tırmalamayacak, arkada hoş bir tını şeklinde geldiği güzel bir yerdi burası. O oturur oturmaz abartılı dekoltesi ve kirli önlüğüyle garson kızlardan biri yanına geldi. "Sek viski, biraz da kuru yemiş getir." dedi. Normalde günü birayla açardı. Önden içilen iki bira mideyi sonrasında gelecek alkol bombardımanına hazırlar böylelikle kusmaktır, aniden sarhoş olmaktır o tarz durumların önüne geçerdi. Lakin kendisi zaten içmeye yaklaşık bir saat önce başladığından cilaya ihtiyacı yoktu. Kadın şişeyle geldi, önce bardağı masaya koydu daha sonra çeşitli kuru yemişlerin olduğu tabağı. Bardağı viskiyle doldurduktan sonra gitmek için hareketlendi fakat Cwenhild onu durdurdu ve şişeyi masaya koymasını söyledi. Kadın saniyelik bir tereddütün ardından şişeyi masaya koydu ve uzaklaştı.

Üç yahut dört bardak viskiden sonra başı iyiden iyiye dönmeye başlamıştı. Çenesi normalden daha gevşek hissettiriyor, vücudu ısındıkça ısınıyordu. Paltosunu çoktan çıkarmıştı. Bembeyaz kısa kollu bir atlet ile oturuyordu. Etraftaki adamlar kadının göğüs dekoltesini kaçamak gözle kesiyor, fakat kendisinin kötü ünü sebebiyle yakalanmamaya çalışıyordu. Zira bir keresinde adamın birinin kafasında bir viski şişesini kırmıştı. Şişedeki alkol miktarı azaldıkça Cwenhild'in anıları daha da canlı bir hal alıyordu. Hatırladığı ilk doğum günü pek yavan geçmişti. Babasının zoruyla kutlandığı çok barizdi. Annesi bir pasta yapma zahmetinde girişmediğinden adamcağız ateş pahasına bir pasta almıştı. Abisi de sağolsun annesinin ona bir pasta bile yapmadığını hatırlatmaktan geri kalmamıştı. O da zaten kutlanan son doğum günüydü aile evinde. Uzun bir süre üzülmüştü bu duruma. Abisinin her doğum günüsünde ortalık bayram yerine dönerken kendi doğum gününün sıradan bir gün olarak nitelendirilmesi ve kuru bir iyi ki doğdun ile geçiştirilmesi kalbini kırıyordu. Bir de annesinin dudaklarından çıkan iyi ki doğdun lafının büyük bir yalandan ibaret olduğunu bildiğinden daha da kahroluyordu bu duruma. Tabii zamanla bütün bunlar geldi geçti. Cwenhild annesinden bir mektup yada başka bir şey beklemeyi yıllar önce bırakmıştı. Yine de insanın kalbi kırılıyordu. Umut, her zaman oradaydı. Camdan içeriye süzülmüş ikinci bir mektubu aramıyordu belki ama ara sıra o mektubu göremeyince minik bir hayal kırıklığı hissediyordu. Bu hissiyat pek yabancı değildi zaten kendisine. Bütün hayatı böyle geçmişti, bir hayal kırıklığı olarak.

Gece ilerledikçe alkolün getirdiği yorgunluk hissi güçlenmeye başlamıştı. Artık gözlerini kapattığında karanlık dünya dönüyor, dudaklarındaki susuzluk kendini iyiden iyiye hissettiriyordu. Ayağa kalkamayacak haldeydi. Hatta sol elinden destek almadığı zaman kafasını yukarıda tutmak bile zor geliyordu. Yanına gelen garsona sataşıyor, masasına oturmak isteyen insanlara küfredip kaçırıyordu. Beğenmediği bir şarkı çalarsa burun kıvırıyor kendi kendine söyleniyor ve bugünün doğum günü olduğunu niçin başka bir şarkı çalmadıklarını garsona anlatmaya çalışıyordu. Kızcağız elindeki boşları düşürmeden kadına laf anlatmaya çalışıyor ve başarısız oluyordu. Cwenhild kızın önlüğüne yapışıp, "Ne demek daha fazla viski getiremezsin? Ben, ben param var. Parayı ver viskiyi ver. Şimdi ben sana viskiyi vercen sen bana parayı vercen, tamam mı fıstık?" önlüğü biraz fazla çekti ve kızın elindeki tepsi yere düştü. Bütün bardaklar tuzbuz oldu. Çıkan gürültü müziğin ve kalabalığın sesiyle bastırılmış olsa da kapıcılardan birinin görüşünden kaçmadı. Adam kimsenin eğlencesini bozmadan kalabalığın içinden süzülerek olay yerine geldi. "Seherbaz hanım, sizi çıkarma vaktimiz geldi. Eğer koluma girerseniz..." dedi ve kadının kolunu kavramaya çalıştı. Cwenhild zil zurna sarhoştu ama refleksleri biraz da olsa çalışıyordu. "Dokunma lan bana! Viski getir, şarap getir! Doğum günüm bugün benim!" diye cırladı ve asasını adamın yüzüne doğrulttu. Fitil ateşlenmiş ve patlamak üzereydi, Seth'in her zaman bahsettiği yangın yanmaya başlamıştı.
« Son Düzenleme: 20 Ekim, 2021 22:08:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Cwénhild Muirghéal »


Çevrimdışı Seth Carter

  • Bakanlık Çalışanı
  • 14. Seviye
  • İleti: 100
  • 5 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Seth Carter
  • Güç Puanı: 5
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren.
  • Meslek: Britanya Sihir Bakanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 23
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 30
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Ynt: Bugün Benim Doğum Günüm Hem Sarhoşum Hem Yastayım
« Yanıtla #1 : 23 Ekim, 2021 23:19:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[spoiler=Konuya şarkı koyyom] [youtube]https://www.youtube.com/watch?v=tzSFIIe3Fxo[/youtube][/spoiler]

[justify]
Elimde küçük şapşal görünümlü bir kutu, karanlık sokakta yürüyordum. Kendimi en derinde hissediyorum. Yerle bir olmuş bir adam gibi. Elimdekilerle yetinmem gerekirken başkasını isteyip eli boş dönen bir adamım. Ne istediğimi alabiliyorum ne de elimdekini tutabiliyorum. Edith, yani karım ile kavga ettik. Öyle bir kavgaydı ki geri dönüşü yok gibiydi. Olay tamamen Edith’in haklı olduğu bir sebepten başladı ancak elimde olan bir durum değildi ki. Bu kadar üstüme gelmesinin sebebi birikmiş olan konulardı çok büyük ihtimalle. Yine de büyük hayvanlık etmiş olduğumu kabul ediyorum. Bugün 17 Haziran. Cwénhild’in doğum günü. Edith ona hediye almış olduğumu ve gece onunla buluşacağımı söylediğim gibi söylenmeye başladı. İş yerinde onu bulamadığım için kutlayamamıştım ama gece bir barda bulacağıma emindim. Doğruydu Edith’in dedikleri. Evlendiğimizden beri onun doğum gününü kutlamamıştım. Hatta bir de gelip bana kendi doğum gününün ne zaman olduğunu sorduğunda olay daha da çıkmaz bir yola girdi. Bilmiyordum çünkü. Şuan bile bilmiyorum. Elimde olan bir durum değil ki bu. Bu kadar kavgaya değmezdi ki. Hogwarts zamanlarımızdan beri Cwén’in doğum gününü her sene kutlarım. Bugün daha erken çıkacaktım yanına ulaşmak için ama Edith ile olan kavgamız engel oldu. Sonunda bana kapıdan çıkıp gidersem evliliğimizin biteceğini söyledi. Şuan sokakta yürüyorum. Kararımı verdim ama neden bu kadar pişman hissediyorum? Elimdeki özenerek paketlenmiş bu dandik paket de çocukça geliyor artık... Üstündeki minik gülden nefret ediyorum. Yürürken yanından geçtiğim bitkin adamın önüne fırlattım hediye paketini sakince. Daha fazla çocukça davranmak istemiyorum. Sürekli kendime iplerin elimde olduğunu söylüyorum ama başkaları için yaşamak ne kadar kendi seçimim?

Şimdi... Cwénhild hangi barda kafayı bulmuştur. Derin bir nefes alıp unutturdum kendime yaşadıklarımı. Biraz da espriye vurdum kendi kendime. Eh dedim, hem işte hem aşkta tabi başarılı olamayacağım. Şöyle kapıdan baktığım barların 3.süne gelmiştim ki çaprazdaki barın içinden gelen tartışma sesleri oraya bakmam gerektiğini gösterdi bana. Adımlarımı hızlandırarak kapıdan girince gerçekten de Cwén’in burada olduğunu, çevresinde bir sürü insan olduğunu ve asasını da barın güvenliğine doğrulttuğunu gördüğüm gibi “Cwén!”  diye bağırdım. Kız bu sırada viski getirmelerini söylüyordu adama. İnsanların arasından özürler dileye dileye ilerledikten sonra kıza yaklaşıp “Tamam, tamam sorun yok!”  diye sakinleştirmeye çalıştım ortamı. Güvenlik tanıdıktı. “Robbie mazur gör.”  diye ilk adı ile hitap ettim ona hafiften fısıldayarak. “Viskiyi şişeyle alacağım şimdi. Ne de olsa bugün doğum günün. Evinde içersin. Benden. Hadi yine şanslısın!”  diye olayı şakayla karışık yumuşattıktan sonra milletin dağılmasını sağlamış, Cwén’in de asa tutan kolunu indirtmiştim. İş arkadaşı havalarında takılmak çok koyuyordu bana. Bu sosyal çevremizde evli bir adam olarak karımdan başka bir kadın ile böyle bire bir zaman geçirmem hiç iyi karşılanmıyordu. Biliyorsunuz ben de çevrenin düşüncesine çok önem veren biriyim. Evlendiğimden beri Cwén ile olan sohbetlerim azaldı. Hiç memnun değilim bu durumdan ama insanların diline düşmemizden iyidir. Edith’e ayıp olur.

İki şişe viski alıp, Cwén ile birlikte bardan çıktığımda kızın baya baya sarhoş olduğunu ve yürürken yalpaladığını fark etmiştim elbette. Yine de yardım etmeye çalışmıyordum. Cwén yardım isteyen bir kadın değildi çünkü. Yapacağım bu tarz bir hareket onu zayıf gördüğüm sonucuna varmasına neden olabiliyordu. Üstelik sarhoşken daha da alevlenebilir, kalbimi derinden kırabilirdi. Böyle bir şeyin olmasını hiç istemem.

Eve tekrar dönmeyeceğimi biliyorum. Cwén’in doğum gününü kutlamak istediğimi de biliyorum. Tabi huyum kurusun beni de evine davet et de birlikte içelim diyemem. Bu yüzden “Evine kadar yürüyelim birlikte.”  dedim sadece beni de içeri davet etmesini umarak. Şanslıysam kız sağda solda fenalaşır da bir bahanem olur. Ne diyorum ben? Of![/justify]
« Son Düzenleme: 23 Ekim, 2021 23:21:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Seth Carter »