İngiltere Büyücedünyası > Henüz Bağırmayan Baraka

Cwénhild Muirghéal'in Öldüğü Gün

(1/1)

Cwénhild Muirghéal:
[youtube]https://www.youtube.com/watch?v=G7pRB574FpU&ab_channel=Anathema-Topic[/youtube]


[justify]Gecenin bir yarısı, bir kadın, çırılçıplak ve kanlar içinde. Kesikler ve kırıklarla dolu vücudunu çimlerin üzerinde buldu. Hatırlıyordu. Bir kaç dakika önce olan her şeyi hatırlayabiliyordu. Zira bedeni unutmasına asla izin vermeyecek hatıralar ile donatılmıştı. Ölümün kıyısına kadar geldiğini hatırlıyordu, kimselerin bakmaya cesaret edemediği yere geçip bakmaya korkanlara nasıl baktığını hatırlıyordu. Çimlerin üzerinde sürünmeye başladı. Bacağından ve kopan parmağından süzülen kan yeşil ve ıslak çimleri boyamaya başlamıştı. Canı hala yanıyordu, parmağının olması gereken yerde sadece acı vardı, bacağındaki kesik, eklemlerindeki ve kemiklerindeki sızı, hepsi kendini hissettiriyor ve kadının ayağa kalkmasını olduğundan daha güç bir hale getiriyordu. Susuzluktan kurumuş dudakları ve yemeksiz kalmış bedeni ise sadece uzaktan izliyor, kadının haline acıdıkları için sadece kenarda durup, sıralarını bekliyorlardı. Beş parmağı kalmış eliyle zemine tutundu ve güç almaya çalıştı. Kolundaki bütün kaslar ve kemikleri acıyla titredi. Yerden bir kaç santim kalkmış vücudu tekrar yere kapaklandı ve kızıl saçları vücudunu kaplayan kanla yıkanmış kadın sırt üstü yere düştü. Gökyüzüne iliştirilmiş yıldızlar kadını selamladı ve ayın parlak ışığı kadının bedenini aydınlattı. Çimden bir tarlanın üstünde yatan bir kadın. Üşüyordu, titriyordu. Ölmeyi bekliyordu. Bir mezbahanın içinden kendisini çıkarmayı başarmıştı. Lakin devam edecek gücü kendinde bulamıyordu artık. Yorgun ve harap vücudu inzivaya çekilmişti. Göz kapakları her kapandığında tekrar açılmak için daha fazla vakte ihtiyaç duyuyordu. Kalbi daha yavaş atıyordu. Uzaklardaki böceklerin sesleri kesildi. Bir esinti bütün çimlerin üzerinden geçe geçe kadına ulaştı. Rüzgar, yanı başında bir şeyi daha getirmişti. Tanıdık bir ses ona fısıldadı.

"Sen, alkolik kabuğunun içinde çürüyen, zehirlenmiş aklının duvarlarına vuran!"

Yavaşça başını çevirdi. Boynundaki morluklar bundan hoşnutsuzdu ve şikayetlerini kadına can yanması olarak dile getirdiler. Şok. Gördüğü insan karşısında hissedebildiği, verebildiği tek tepki bu olmuştu. Ölmüş olması gereken bir kadının ayaklarının dibinde yatıyordu Cwénhild. Dudaklarının arasından bir kaç kelime süzüldü kadının soğuk bakışlarına doğru. "Sen? Sen ölüsün!" Kızıl saçları Cwénhild'inkilere kıyasla daha koyu, yer yer beyazlıkların serpiştirildiği kadın sadece güldü. Gözlerindeki bakış hem acıma hemde hırs ile yıkanmıştı. "Belki. Belki sonunda sende buraya geldin. Belki sadece hayal görüyorsun. Belki de karşındayım kanlı ve canlı. Neye inanmak istiyorsan inanmakta özgürsün. Bütün hayatın boyunca özgür olduğun gibi." Kadının sesi kulaklarında yankılandı. Gerçekten buradaydı. Gözlerinin önünde duruyordu. Siyah cübbesinin kukuletasının altına saklanmış gözleriyle onu süzüyordu. Yüzündeki gülümsemesi ile Cwénhild'in yanındaydı. "Ne istiyorsun, ne için geldin?" diye sorguladı kadın. Mantıklı bir cevabı kendisi bulamamıştı zira. Kadın cevapladı. Sesi titriyor gibiydi. "Bir seçim yapmak zorundasın. Ölecek misin? Yaşayacak mısın? Ben bu seçimde senin yanında olmak için buradayım. Hayatın boyunca yanındaydım, bunu göremedin, şimdi görmek zorundasın Cwénhild. Bir seçim yap. Bütün o kan banyosundan ve işkencelerden burada ölmek için mi kaçtın, yoksa seni ve bizim gibi olanları bir saniye düşünmeden katledecek o dogmatik kilise sapkınlarını gömmek için mi kaçtın? Ölmeden önce söylediğin sözleri mi yerine getireceksin yoksa bu unutulmuş yerde cesedinin çürümesine izin mi vereceksin? Seçim senin, hayatın boyunca kendi seçimlerinin peşinden gittin. Şimdi son bir seçim daha yap. Tekrar görüşeceğiz. Bu hayatta yada ötekisinde." Kadın bir anda çöken sisin içine doğru yürüdü. Yerde yatan kadının bir şey demesini beklemeden kayboldu ve gitti. Arkasında bıraktığı boşluğa bakıyordu Cwénhild. Yaşamak yada ölmek. Bu seçimi bir çok insan için yapmıştı. Bir çok insanın canını almıştı. Ne uğruna? Daha iyi bir dünya için diye cevapladı kendi sorusunu. Yaşamak zorundaydı. Ölüm kusmak zorundaydı. Başkaları yaşayabilsin diye, kızı yaşayabilsin diye ölmek zorundaydı. Bacaklarının güçlendiğini hissetti. Kollarınında. Yavaşça yattığı yerden kalktı. İki ayağının üzerindeydi gene. Bir adım attı. Zor ama güçlü bir adımdı bu. Ardından bir tane daha attı. Bacakları onu Bağıran Baraka'ya kadar taşıdı. Cılız, sıska ve sarsıntılı bir binaydı bu. Kendisini içeri attı. Ayaklarından süzülen kanlar gittiği yerleri işaretliyordu. Toz ve pislik ayaklarının altına yapışıyordu. Esneyen ahşap gıcırdıyor, rüzgarın uğultusu deliklerden ve çatlaklardan içeriye giriyordu. Ölmek zorundayım. Kızıl saçlı kadın. Karşısında duruyordu. Ellerini önünde birleştirmiş onu izliyordu.

"Seçimini yaptın mı? Cwénhild."
"Cwénhild Muirghéal öldü. Benim adım Carmilla."


Son
Başlangıç

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git