Dünya Ülkeleri > Books of Neverland

Arathin Üzerine

(1/1)

Erean Harith Grinner:
''Sonra kadın dans etmeye başladı. Ben ömrümde o kadar güzel dans eden kimseyi görmedim.''

Şarabından bir yudum aldı. Randall hiçbir zaman iyi bir anlatıcı değildi. Üstelik bu sefer anlattığı konular da fazlaca sıkıcıydı. Kırmızıya bulanan dudaklarını diliyle şöyle bir temizledikten sonra ''Öyle mi?'' diye sordu. Yüzünde sahte bir ilgi vardı.

''Öyle. Kıvırcık saçları öyle güzel uçuyordu ve ayakları öyle ustaca hareket ediyordu ki avlanmakta olan bir kediyi izliyorsun sanırdın.''

Mesele şu Greenwich'e doğru giderken solda kalan meyhanede çalışan, Yunan asıllı bir kadındı. Eri şimdi adını hatırlamıyordu ama Annabelle ya da Annabeth tarzı bir şeyler olduğuna yemin edebilirdi. Doğrusunu isterseniz öyle çok hatırlanacak bir şeyi yoktu. Daha doğrusu, Erean beğenememişti. Randall ise yaklaşık iki aydır eline geçen en küçük miktardaki parayı orada yeme gibi bir alışkanlığa sahip olmuştu.

Erean'dan birkaç yaş büyük Randall, bıyıklarını şöyle bir düzelttikten sonra ''Onunla bu gece konuşacağım.'' dedi. ''Sen de gel.''

Ani gelen teklifte hiçbir sürpriz yoktu. Erean'ın verdiği cevap da hiç şaşırtıcı olmayacaktı.

''Olur, gidelim. Kendime yeni bir gömlek diktirdim. Giymek için bahane arıyordum zaten.''

Krem rengine çalan, kenarları ince işlemeli gömleğini hatırlayınca yüzünde güller açtı. Erean'ın parasını harcayan üç şey vardı; kıyafetin her türlüsü, kitaplar ve onu eğlendirebilecek herhangi bir şey. Bu gömlek de son eğlencesi olmuştu işte.

''Ben sana diyorum ki seni bir meyhaneye götüreceğim, sen bana diyorsun ki yeni gömleğimi giyeceğim. Kendini kime beğendirmeye çalışıyorsun anlamıyorum ki.''

Elindeki şarap kadehini elinde bir iki çevirdikten sonra ''Sevgili Randall,'' diye mırıldandı:

''beni beğenmesi gereken tek kişi ancak yine benim. Siz takdir edin.''

Randall'ın dudaklarından bir kıkırdama döküldü, arkadaşının omzuna dostça vurdu:

''Öyle olsun. Arathin'in gözü sana kayarsa fena bozuşuruz ama.''

Demek kadının adı Arathin'di. Garip isimdi, kulağa güzel geliyordu ama. Şarabından bir yudum daha aldıktan sonra ''Ne münasebet.'' diye homurdandı. ''Güzellik anlayışımız o kadar farklı ki senin siyah dediğine ben beyaz desem yeridir.''

''Hayır, sen illa bir şeylere muhalefet olmak istiyorsun.''

Randall'ın söylenmeye başlamasıyla elindeki kadehi ortalarındaki sehpaya bıraktı, bir parmağını saçlarına daldırıp tam sevdiği gibi kıvırcık bir tutam buldu. Sif'in altın saçlarından ilham alınarak tasarlanmış gibi duran buklesiyle oynarken, Randall'ın onun hakkında söylenmeye devam etmesini dinlemekle cezalandırılmıştı.

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git