17 Nisan, 2026 10:06:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Havuç Çorbası, Kütüphane Burası  (Okunma sayısı 35 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Erean Harith Grinner

  • Mekan Sahibi
  • 3. Seviye
  • İleti: 6
  • 114 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Erean Harith Grinner
  • Güç Puanı: 23
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Erean Harith Grinner
  • Meslek: Books of Neverland Sahibi
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 12
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 13
  • İksir Kabiliyeti: 3
Havuç Çorbası, Kütüphane Burası
« : 18 Kasım, 2021 13:18:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kaliteli Arap kağıdına sarılmış tütününü küllüğe bıraktıktan sonra, yağmur damlalarının süslemekte olduğu cama baktı. Köpek havlamaları ve insan sesleri birbirine karışıyor, arabacıların gürültüleri kulak tırmalıyordu. Londra'nın ortasında bir kütüphane işletmeye çalışmak zor işti.

Dudaklarının arasından dökülen sigara dumanı çeşitli şekiller alarak havaya yükselirken odasının kapısı tıklatıldı. Arada sırada etrafı temizlemeye gelen kuzeni Josephine işini bitirmiş olmalıydı. Sigarasına yeniden davrandı, dudaklarının arasına yerleştirip kapıya doğru döndü.

''Gir.''

Kendi odası ilan ettiği, aslında bir süpürge dolabından çok da geniş olmayan odanın kapısı açıldı. Elinde lekeli bir bez, yüzünde hareket etmekten belirmiş ter damlaları ve kızarmış yanaklarla Josephine kapı girişinde duruyordu.

''Sana yemek bıraktım. Hiç kendine dikkat etmiyorsun. Soğutmadan ye onu.''

Oturduğu yataktan kalktı, sigarasından derin bir nefes çekip dudaklarının arasından aldı. Yüzüne bir gülümseme yerleştirdi. ''Teşekkür ederim 'Fin'. '' Josephine önüne düşen kıvırcık, siyah buklelerini yüzünden çekti. ''Söylediklerimi duymazlıktan gelme. Sana havuç çorbası yaptım. Üşüteceksin bak. Zaten tiril tiril giyiniyorsun.''

Dramatik bir iç çekiş, ''Tamam.'' diye aniden çıkışmasıyla sonlandı. ''Tamam içeceğim çorbanı.''

Her zaman biraz hastalıklı görünmesine sebep olacak kadar beyaz tenli olan kadın elindeki kirli bezle Erean'ın omzuna vurdu. ''Aksileşme bana.'' Sigarasını yeniden dudaklarının arasına sıkıştırdı. Çıkabilmesi için Josephine'in uzaklaşması gerektiğinden eliyle ileriyi gösterdi. Kuzeni birkaç adım geriledi, sol duvara yaslandı. Eri, arkasından kapıyı kapatarak yatak odasından çıktı.

''Sana söylediğim gibi el yazmalarının olduğu rafları siler silmez kurulamayı unutmadın değil mi? Kalitesiz mürekkepler kolay dağılıyor, kolay uçuyor, biliyorsun.''

''Ben senin hizmetçin değilim. Randall'la yediğin paraları biriktir de kendine bir tane tut.''

Josephine, Erean'ın kırıtır adımlarla kendisinden uzaklaşmasını izledi. Çocukluğundan beri ince yerlerde yürüyüp dengesini kurmaya çalışmış insanların sahip olduğu o salık adımlara sahipti. Sıkıntıyla iç çektikten sonra kuzeninin peşinden koşturdu.

''Erean.''

Erean, Josephine'in söylenmeye devam edeceğini bildiğinden durmadı, dönüp arkasına da bakmadı. Alt kattaki mutfağa doğru adımlarken yere düşürdüğü sigara küllerini ayaklarının altında ezip Josephine'in görmemesini sağladı.

''Eri. Sana diyorum.''

Mutfak kapısına ulaştığında bir elini işlemeli tokmağa atmıştı. Duraksadı, sigarasını dudaklarının arasından çekti. ''Efendim?''

''Ollie'ye öğreteceksin değil mi İtalyancayı?''

Onaylar bir mırıltı çıkardı. Ollie, daha doğrusu Oliver, Josephine'in biricik oğluydu. Her ne kadar Erean ondan öyle çok hoşlanmasa da Josephine'in ona yaptığı ufak tefek yardımlar karşısında oğluna İtalyanca öğretmeyi çok görmeyecekti.

''Evet, evet, öğreteceğim. Şimdi şu lanet çorbamı içmeme izin verecek misin, yoksa soğusun mu?''

Josephine, üst kata çıkan merdivenlere yollanırken ''Bugün aksiliğin üstünde!'' diye bağırdı.

''Bağırma! Kütüphane burası!''

''Kütüphaneymiş! Ardımın kütüphanesi!''

Yüzünde bir sırıtışla kuzeninin ortadan kaybolmasını izledi. Sonra döndü, mutfak kapısını aralayıp içeri girdi. Sigarasını bulduğu ilk kovanın içine attıktan sonra masanın ortasına yerleştirilmiş tencerenin kapağını araladı. Havuç ve maydanozun mis gibi birleşmesinin tatlı kokusu tüm ruhunu ele geçirecek gibi olmuş, Erean heyecanla kendine bir kaşık kapıp çorbanın tadına bakmıştı. Bunu yapar yapmaz yüzünü buruşturdu; meh, çok tuzlu. Zorlukla yutkunduktan sonra çorbanın rengine hayran hayran baktı. Keşke gördüğü her şey bu kadar güzel olsaydı.