17 Nisan, 2026 10:05:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: VII. Kompartıman  (Okunma sayısı 76 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Locomotor

VII. Kompartıman
« : 14 Kasım, 2021 22:58:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Trenin bagaj vagonuna en yakın olan kompartımandır. Tren yedi kompartımandan oluşmuyor tabii.

Çevrimdışı Sophia Catherine Lorence

  • Slytherin
  • 4. Seviye
  • İleti: 11
  • 162 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Sophia Catherine Lorence
  • Güç Puanı: 38
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Sema
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 4
  • Tılsım Gücü: 1
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: VII. Kompartıman
« Yanıtla #1 : 16 Kasım, 2021 20:57:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Leydim uyanın geldik..."

İnce ve kibar bir ses Sophia'nın kulaklarında yankılandı. Gözlerini ovuşturarak, görüşünün netleşmesini bekledi. Sesin sahibi kadın, genç kıza nazikçe gülümsedi.

"Yolculuğunuz nasıl geçti leydim?"

Uyku sersemliğini üzerinden atmayı başardığında gün içinde olanlar beynine nüfuz etti. Hogwarts'a güvenle gitmesi için birkaç hizmetli ve şövalye eşliğinde birkaç gündür gemi yolculuğu yapıyorlardı.Uykulu sesi ile hizmetçisine cevap verdi.

"Kötü sayılmazdı."

Oturduğu yerden kalktı ve uzun süredir hareketsiz kalan bedenini esnetti. Yavaş adımlarla odadan çıktı ve geminin güvertesine doğru ilerledi. Biraz midesi bulanıyordu. Karşıdan gelen rüzgar soğuk ve şiddetli esiyordu. Sophia hemen kafasındaki fötr şapkasını kavradı ve platin sarısı saçlarının rüzgara karşılık uçuşmasına izin verdi. Safir mavisi gözlerini gökyüzüne dikmişti. Şafak yeni sökmüştü. Kızıl gökyüzü büyüleyici gözüküyordu. Bu görüntü genç cadıyı huzurlu hissettirdi. Üşümemek için üzerindeki hırkayı iyice ince bedenine sardı ve birkaç dakika boyunca sadece bu güzel manzaranın tadını çıkardı. Hazırlıkların tamamlandığını kendisine bildiren görevlinin yardımıyla gemiden indi.

Kendisini bekleyen at arabasına bindiğinde valizlerini arabaya yükleyen görevlilere kısa bakışlar attı. Bethy her şeyin hazır olduğuna emin olduğunda yanına yerleşti ve usulca sordu.

"Biraz daha uyumak ister misiniz leydim? Sizin için çok rahat olmayacaktır fakat dinlenmiş olursunuz."

Sophia, kumral saçlı hizmetçiye gülümsedi.

"Sorun değil Bethy, yeterince dinlendim."

Bethy aldığı cevaba karşılık sadece başını sallamış ve ellerini eteğinin üzerine kavuşturmuştu. Sophia ise camdan dışarıyı, İngiltere sokaklarını seyretmeye başladı. Sabahın erken saatlerinde yapacakları işlere koşuşturan insanlar, nedensizce genç kızı gülümsetti. Kim bilir nasıl hayatların içindeydiler ve aceleyle nereye yetişmeye çalışıyorlardı. İstasyona gelene kadar camdan dışarıyı seyretmeye devam etti. Vardıklarında şövalye Joseph inmesi için elini Sophia'ya uzattı. Sarışın cadı ise kibarca kendisine uzatılan eli kabul edip yavaşça arabadan indi. Şapkasını ve kıvrılmış eteğini düzelttikten sonra kendinden emin adımlarla istasyona doğru yürüdü. İstasyona vardıklarında şövalyeler önde, Sophia onların hemen arkasında en arkadan da hizmetliler ellerindeki valizler ile birbirlerini takip ediyorlardı. Normalde Hogwarts'a giderken bu kadar insan Sophia'ya eşlik etmezdi fakat geçen haftalarda yaşanan "Scarlet Masquerade" travması babasının kulağına kadar gitmişti. Babasının sihire karşı hiçbir ilgisi olmamasına rağmen bağlantıları kuvvetliydi. Sonuçta para her şeyin çözümüydü...

Sözde çok sevdiği kızının güvenliği için, bir suikaste kurban gitmesi ihtimaline karşı şövalyeler ona eşlik ediyordu. Gerçek neden ise veliaht prens ile evliliklerinden önce ölebileceği ihtimali yüzünden bu şovelyeleri peşine takmıştı, yani Sophia'nın düşüncesi bu yöndeydi.

Etrafını buharlar saran büyük trenin yanına yaklaştıklarında iki şövalye kapının önünde durdular. Boylarının yarısına bile gelemeyen genç kız yüzünü hizmetçilerine döndü.

"Kendinize dikkat edin leydim."

"İyi yolculuklar genç hanımefendi."

"Öğünlerinizi atlamayın ve sağlıklı kalın leydim."

Sarışın cadı buğulu gözlerle, başları önlerinde sırayla kendisini önemsiyormuş gibi bu sözleri sarf eden hizmetlilere baktı. Küçüklüğünden beri kendisine kötü davranan insanlara yalandan gülümsedi. Babasının gözlerinin ulaşamadığı yerlerde ona nasıl  zorbalık ettiklerini ve küçümsediklerini çok net bir şekilde hatırlıyordu. Onları yargılamıyordu. Sonuçta babası tarafından sevilmeyen ve değer görmeyen bir kız çocuğu her zaman hor görülmeye mahkûmdur. Statüsü ne olursa olsun evin efendisi kendisine iyi niyet göstermezken, hizmetlilerinden bunu beklemek ahmaklıktan başka bir şey değildi. Sophia bunu çok küçük yaşta fark etmiş ve kiminle arasına mesafe koyması gerektiğini, kime güvenmesi gerektiğini öğrenmişti. O hapis kaldığı şatoda kendisine küçüklüğünden beri şefkatle yaklaşan tek kişi, Bethy'den başka kimseyi önemsememeyi iyice kafasına kazımıştı. Onu düşüncelerinden çıkaran şey birinin hafifçe öksürmesiydi. Bu baş hizmetçi Bayan Anderson'dan başkası değildi. Yuvarlak çerçeveli gözlüklerini düzeltti ve bir yandan Sophia'nın kırışmış kıyafetlerini düzeltirken çabucak konuştu.

"Umarım gittiğiniz okulda, nezaketinizi ve öğrendiğiniz görgü kurallarını ihmal etmezsiniz leydim." Genç cadı başını salladı ve kadifemsi sesiyle cevap verdi.

"Dediklerinizi kulağıma küpe yapacağım Bayan Anderson." Karşısındaki yaşlı kadına eteğinin  yanlarından tutup dizlerini biraz kırdı ve  hafifçe eğilerek etek selamı verdi. Sıra Bethy'ye geldiğinde genç kadın kollarını sıkıca Sophia'yı doladı. Burnunu çekerek konuştu.

"Leydim...  lütfen kendinize çok dikkat edin. Hık... Bir şey ihtiyacınız olduğunda mektup yollamayı unutmayın, istediğiniz ve dilediğiniz her şeyi göndereceğimizden hiç kuşkunuz olmasın... Hık hık... Sizi çok özleyeceğim leydim." Kendini tutamayarak ağlamaya başlayan kadına sıkıca sarıldı.

Bethy'nin ağlaması biraz durduğunda, doğruldu ve safir mavisi gözlerini onun çikolata kahvesi yaşlarla dolu olan gözlerine bakarak konuştu.

"Kendine iyi bak Bethy, bana mektup göndermeyi ihmal etme."

Dilini şaklatarak ses çıkardı ve kendisini çevreleyen hizmetlilerine hitaben konuştu.

"Artık geri dönebilirsiniz. Annem ve babama hürmetlerimi iletirseniz çok müteşekkir olurum. Hepinize iyi yolculuklar dilerim."

Sör Nicholas, Sophia'yı dikkatle incelemiş ardından etrafa son bir kez daha göz attıktan sonra hiçbir tehlikenin olmadığına karar verdiğinde itaatkâr bir şekilde söyledi.

"Emredersiniz, leydim."

Sophia, trene bindi ve yavaş adımlarla sıra sıra korpatmanları geçti yedinci korpatmana ulaştığında durakladı. Neden buraya geldiğini bilmiyordu sadece uğurlu sayısı olan yedinin kendisine şans getireceğine umuyordu. Boş korpatmana yerleştiğinde camdan kendisini gözleyen insanlara son kez  baktı. Şövalyelerin ifadesiz suratlarına, Bayan Anderson'ın uzun bir hayat yaşadığının kanıtları olan kırışıklarla dolu olan yüzüne ardından soğuk gözlerle kendisine bakan hizmetçilere ve son olarak yanakları göz yaşlarına bulanmış Bethy'ye baktı. Hafifçe doğruldu ve iç çekti. Kafasını koltuğa yaslarken, şapkayı eline aldı. Gözlerini yumarak yolculuğun kendisi için sorunsuz geçmesini diledi.