17 Nisan, 2026 10:19:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Arthur Ferdinand Moore  (Okunma sayısı 67 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Arthur F. Moore

  • Hogwarts Profesörü
  • 5. Seviye
  • İleti: 15
  • 41 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Arthur F. Moore
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Büyü Kuramı Profesörü
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 11
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 10
Arthur Ferdinand Moore
« : 01 Kasım, 2021 05:22:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Arthur Ferdinand Moore
Karakterin Yaşı: 35
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Disiplinli, bu adamı tanımlamak için kullanılabilecek yegane kelime olabilir. Hayatının büyük bir kısmı çalışmakla geçmiş ve hala çalışmakla geçen Arthur, gereksiz olarak nitelendirdiği davranışlara karşı oldukça sabırsız olup şımarıklığa, yersiz arsızlığa katiyen müsamaha göstermemektedir. Zira vakit, kati suretle daha fazlasını elde etmenin mümkün olmadığı bir kaynak olup azami verimlilikle kullanılmalıdır. Hakeza her daim dakik bir insandır ve kendisine söz verdikleri saatlerde buluşmaya gelmeyen, işlerini bitirmemiş insanlara karşı da oldukça serttir. Bu sertlikleri ve aksi yönleri en ön plana çıkan kişilik özellikleri olsa da çalışkan, azimli ve saygılı insanlara karşı her daim sonsuz bir saygı duyar; o kişileri elinden geldiğince yakınında tutmaya, desteklemeye ve kollamaya çalışır.
Karakterin Kısaca Geçmişi: Avusturyalı bir anne, İngiliz bir babanın İngiltere'de büyümüş tek çocuğudur Arthur. Ailesinin hali vakti bir hayli yerinde olduğundan eğitimi henüz Hogwarts'a gidecek yaşa gelmeden başlamış ve Hogwarts tatillerinde de özel eğitimlerine devam etmiştir. Mükemmeliyetçi bir aile tarafından, sevilen bir oğuldan çok gurur duyulası bir ödül olmak üzere yetiştirilmiş olması, özellikle ergenlik dönemlerinde uzun bir isyankar döneme girmesine sebep olmuş olsa da lejantta yahut ilerideki RP'lerde açıklanabilecek muhtelif tatsız olaylar sonucu ailesinin olmasını istediği insan olma yoluna geri dönmüştür, tam anlamıyla olmasa da.

Neredeyse tüm derslerine karşı ilgi besleyen oğlan, bütün derslerinde önemli başarılar edinirken hiçbir derste sınıfının en iyisi olamamış, "Arthur tam şu dersin adamı" denilebilecek bir konuma gelememiştir. Bu sebeple de Hogwarts sonrası dönem, onun için uzun bir arayış olarak geçmiştir. Bir iksir ustasının yanında çıraklık yapmış, sihirli yaratıkların deneysel çiftleştirilmesi çalışmalarında bulunmuş, Dervish & Banges'de sihirli eşyalarla uğraşmıştır. Bu işlerin hiçbirinde bir yılı aşkın süre çalışmadıktan sonra ailesinin de kaynakları vesilesiyle dünyayı gezmeye, bir alanın uzmanı olamamış olsa da geniş bakış açısını uygulamaya en rahat dökebileceği branşa yönelmiştir: Karanlık sanat araştırmaları.

Büyücülüğün sınırlarının, tabular olmaksızın günbegün zorlandığı yahut aşıldığı bu branşta insanların yaptıkları, belli bir paranoya geliştirmesine ve kendisi bizzat icra edebilmesine karşın iksirlerden yahut büyülerden korkmaya başlamasına sebep olmuştur. Bu hassasiyetini yalnızca çok yakınındaki iki-üç kişi bilirken daha çok sessizce korkusunu bastırabilmeye çabalamış ve türlü karanlık büyücülük ürünlerine karşı koruma metotları geliştirmeye uğraşmıştır. İkinci vatanı Avusturya'nın Alplerinde yaşayan vahşi, saldırgan, derileri çokça laneti sektirebildiği için iyice tehlikeli bir konumda bulunan sapboynuzlar bu sebeple üzerine en çok çaba sarf ettiği çalışma konusudur. Henüz çalışmaları hiçbir elle tutulur yeni bir icada varamamış olsa da özelikle Attar Hür Kahinler Cemiyeti ve Merlin Tılsım Kulübü'nün yayımlarında çokça makalesi, çalışması ve köşe yazısı yer almıştır. Her ne kadar mucitlik konusunda pek bir başarı gösterememiş olsa da bilimsel metodolojinin, disiplinli bir çalışma sonucu ürün vereceğine olan sonsuz inancı ile çalışmaya ve çabalamaya devam etmektedir.

Bütün bu süreç ise adım adım önemli ve hiç farkında olmadığı bir sıkıntıya gebe olmuştu genç araştırmacının: Varis olarak zerre ilgilenmediği, çalışmaları da önemli sonuçlar vermediği için kaynakları her geçen gün azalmış ve çalışmalarına devam edebilirliği muamma hale gelmişti. Tam bu esnada Hogwarts müdiresinden, boşalan karanlık sanatlar profesörlüğü pozisyonu için aldığı davet adeta aradığı, ihtiyaç duyduğu ümit ışığı olmuştu Arthur'a. Profesörlük maaşı değildi bunun sebebi. Hogwarts profesörü olmanın getireceği akademik finansman idi. Daha da ötesi, ileride buradaki işinden ayrılsa bile isminin profesörlük sonucu artacak marka değeri sayesinde çok daha kolay maddi destek bulabilir, akademik çalışmalarının hızını tekrar arttırabilirdi. Üstelik eğitmeye değer bir veya birkaç nesile yol gösterici olmak da fena olmazdı, değil mi?
İstediğiniz Meslek: Karanlık Sanatlar Profesörü
Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
Büyü Yatkınlıkları
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 11
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Gücü: 10
Örnek RP: (Başvurduğunuz karaktere ait olmayabilir)
[spoiler=Nergal'ın İzinde Bir Kıyım (Part 1/3)]Taş işçiliği namına oldukça kıt olan koridorlara adım attıklarında yoğun bir çam katranı kokusu sarmalamıştı dört kişilik ekibin burun deliklerini. Duvarlarda bunca yıldır kullanılmadan bırakılmış, bronzdan yapılma yuvalara oturtulmuş sönük meşalelerden yükseldiği aşikardı bu ağır kokunun. Yalnızca birkaç adım sonra arkalarındaki girişten süzülen tüm ışıklarını kaybetmiş güruhun ellerindeki asaların uçlarından beliren sarı ışık huzmeleri belki de 4000 yıldan beridir ilk defa aydınlatıyordu binlerce yıldır karanlığa gömülü olan bu koridorları. Her bir adımları tüm bu başıboşluğun ve toprağa gömülü olmanın getirdiği tozları yükseltiyor, yükselen bulutlar paçalarının altlarını görememelerine sebep oluyordu. En önde yaklaşık beş yıllık bir lanet kırıcılık deneyimi ve iki metreye yakın boyuyla Karl ilerliyordu: Bir mitoloji uzmanı olarak çevresini sonsuz bir dikkat ile gözlemleyerek ve potansiyel tuzaklara karşı ekibin gözleri olarak.

“Yani Abdul Hassan arkadaşımız diyor ki geçtiğimiz ay yaşanan bir deprem sonucu çöken topraktan belirdi bu kütüphane birdenbire. Bu yeni keşfedilmiş mekana adım atanlar ise ‘cinli’ olduğu sebebiyle pek ilerleyemeden geri kaçtılar...” Siyah saçlarına refakat eden gri gözleri ile oldukça kuvvetli ve otoriter bir figür izlenimi veren iksir ustası Eloise, otuzlu yaşlarında gösteren yüz hatlarının yanı sıra genel hal tavrı ve sorduğu sorularla ekipteki en tecrübeli insan olduğunu belli ediyordu. Bu sorusu üzerine en arkada ilerleyen ikili arasında karşılıklı bir Arapça mırıldanma başlamıştı. Arapçaya hakimiyeti ve sihirli artefaktlar üzerine birikimi sebebiyle burada yer alan mavi gözlü, beyaz tenli ve henüz ikinci “sefer”ine çıkmış olan genç lanet kırıcı soruyu çevirmiş ve Arapların deyimiyle “la sahar”, İngilizlerin deyimiyle “muggle” kasabasında yaşayan, yanlarındaki rehberleri Abdul Hassan’la kısa bir münakaşadan sonra siyah saçlı kadına dönmüştü tekrar: “Elbette ki bunlar sadece dedikodu, ama biraz önce aştığımız bariyeri hesaba katarsak muhtemelen bu bariyer tarafından renkli ışık huzmeleri eşliğinde sektirildikten sonra değil tekrar aşmayı denemek, muhtemelen tam hız tabanlamışlardır köylerine geri. Kasaba bu denli ücra bir sınır kasabası olduğu için şanslıymışız zira daha büyük bir şehirde bu dedikodular oldukça tehlikeli bir hale gelebilirmiş büyücü toplumu adına. Şu anda söylentiler tek tük, bir iki kişiden dışarı çıksa da ‘he cinli mekan varmış’ denilip geçilmesi olasıymış. Özellikle mevcut muggle hükumetinin dini görüşü baskılayan politik yaklaşımıyla.” Cümlesinin bitiş anına denk gelen Karl’ın yükselen el sinyaliyle ilerlemeyi kesmişlerdi.

“Önümüzde bir avlu başlıyor, girerken konuşmayı bırakıp tetikte olun.” Bu uyarı üzerine kafalarını sallamıştı arkadaki üçlü. Asaları havada, tetikte bir şekilde ilerlemeye başlamışlardı. Kafa işaretleriyle anlaşmaları üzerine en önde ilerleyen Karl, aralarındaki mesafeyi açarak avludan içeriye ilk adımını atmıştı ki ansızın izbe koridorların içlerinden mekanik sesler yükselmeye başlamış ve koridor ile avlu arasındaki geniş girişin tepesinden aşağıya doğru olağanca hızla bir sütun inmeye başlamıştı. Sarışın adam, boyundaki birinden beklenmeyecek hızda bir refleksle içeriye doğru takla atarken halihazırda arka tarafta tetikte olan siyah saçlı kadın asasını hafifçe havaya yöneltip sakin, lakin acelesini belli eden bir ses tonuyla mırıldandı: “Aresto Momentum!” Havada aniden asılı kalan ve zeminle arasında bir buçuk metreden daha az bir mesafe kalan kapı demeye bin şahit ister sütunun kalınlığı belki de yetmiş santimden daha fazlaydı ve bir insan evladının üzerine bu hızla düşmesi kesinlikle pek iç açıcı bir durum olmazdı.

Tılsımın etkisi geçene kadar kısıtlı süreleri olduğunun bilincinde olan üçlü hızlıca sütunun altındaki aralıktan geçmişti ki Akkad standartlarının da, dışarıdan gördükleri yapının boyutunun da bir hayli ötesinde devasalığa sahip bir salonda bulmuşlardı kendilerini. Etrafına bakınırken “Bu mekana genişletme büyüsü yapılmış,” diye mırıldandı Elliot. Diğer iki lanet kırıcı onaylayarak az önceki hadise hiç yaşanmamışçasına dikkatli bir şekilde çevrelerini süzerken Abdul Hassan ise çekinmeye başlamıştı kendisini ilk andan itibaren böyle bir aksiyon içerisinde bulmayı beklemediğinden. Nihayetinde basit bir şifacıydı sadece. Bunun üzerine çekingen bir ses tonuyla kekeledi ana dilinden birkaç kelam: “Ş-Şimdi s-sizce böyle mi olacak burada geçirdiğimiz vaktin tamamı? Ben yardımc-c-ı olabilir mi-yim emin değilim size...” Elliot’ın çevirisi sonrası gri gözlü kadın yadırgayan bakışlarla baştan aşağı süzdü çevirmenleri ile yaşıt gibi görünen şifacıyı: “Alacağın o büyük ödemenin bir turistik gezi rehberliği sonucu verilmeyeceğinin farkında değil miydin? Eğer çekip gitmek istiyorsan kontratı bu noktada bozmuş olursun. Senin kararın, ama hızlı düşün derim.” Kafasıyla her an üzerindeki tılsımın etkisi bitebilecek olan sütunu işaret etti. Daha açık kahve saçlı adam çevirisine başlamadan kadının ses tonundaki memnuniyetsizlik ve baş hareketinin anlamını idrak etmiş olacak ki iricene yutkunma ihtiyacı duymuştu genç Suriyeli sihirbaz. Elliot’ın çevirisi üzerine göz ucuyla kapıya dönüp tekrar yöneldi kadına ve kapının altından geçerken kapının düşme ihtimalinden korktuğundan mıdır yoksa o paraya gerçekten ihtiyacı olduğundan mıdır bilinmez, kalacağına dair güven vermeye çalışan bir hareketle kafasını salladı. Gözleri ise vermeye çalıştığı güvenden eser bırakmayacak derecede titriyordu.

Nihayetinde liderleri haklıydı, bu bir işti ve iş, kurallarına göre icra edilirdi. Ne var ki yanındaki korkak adamın gözünü böylesi bir soğuklukla korkutmaya, kontratı feshettiği anda yalnız kalacağını ima etmeye lüzum var mıydı gerçekten? Dudaklarını sıkıcana birleştirmiş bir şekilde yapacak bir şey olmadığını ifade eden suçluluk dolu bakışlarla bakmıştı Abdul Hassan’a. Belki diğerleri bu adamla konuşamadığı için daha az önemsiyorlardı görüşünü, başka bir ihtimal fazla katılardı, belki de tecrübe insana bu tip kararları daha kolay aldırıyordu. Ancak buraya gelene kadarki süreçlerinde yanlarındaki kavruk tenli şifacı kesinlikle kendilerine birçok kolaylık sağlamıştı ve aslında korkudan titremediği vakitlerde yaptığı esprilerle ve yorumlarıyla gayet eğlenceli bir yol arkadaşıydı. Şimdi ise her an kenara fırlatılabilir bir aciz muamelesi görmesinden haz etmemişti ekip arkadaşları tarafından. “Elliot, bir saniye gelir misin?” düşünceleri arasındaki kaybolmuşluğundan çıkmasına vesile olan beklenmedik çağrıya yöneldi. Kadının ince parmakları omzunu kavrarken gözleri buluştu ikilinin. “Bir çaylak için iyi gidiyorsun, potansiyelin var. Ama empati beslememen gereken şeylere karşı empati besleme. Rasyonel ol. Yoksa ölürsün.” Ardından biraz ötelerindeki devasa adama seslendi gözleri odayı kaplayan  ikişer bacağı ve ikişer kanadıyla adeta ejderhaları andıran yılan şeklindeki devasa heykelleri süzerken: “Ee, ne düşünüyorsun?”

“Bütün bu zahmete basit bir kütüphane için kimsenin girmeyeceğini.” Aldığı karşılık karşısında başıyla onayladı takım liderleri. “Tetikte kalın, ortamlarını böyle tılsımlarla süsleyecek şahıslar yalnızca bir kaya parçasından daha yaratıcı koruma büyüleri de kullanırlar. Rischer, şu ötedeki kitaplığı incele. Arkan bizde. Şu korkağa da bize yakın durmasını söyle.” Elliot onaylayıp denilenleri icra etmeye koyuldu. Önce rafları süzdü, kitapların diziliminde bir örüntü varsa yakalamaya çalıştı. Alfabetik görünüyorlardı. Durumu bozan bir detay var mıydı? Elini kaldırıp yumuşakça diğerlerine kıyasla hafifçe önde duran bordo ciltli bir kitaba davrandı. Parmağı deriyle buluştuğu anda ise aniden durdu. Çevresine bakındı, bir hareketlilik yoktu. Kitabı incelemek üzerine parmağını cildin üzerinde yukarı yönlendirdi, nazikçe raftan çekmeye başladı. İşte tam o noktada bütün ihtişamıyla ejderhaları andıran devasa heykeller dekor olmayı bırakmış, koptukları yerlerden muhtemel olarak Fırat nehrinin suları, odaya doğru şelale misali dolarken bu yılan gövdeli yaratıklar tehditkar hareketlerle silindirik odada spiraller çizerek kendilerine doğru yaklaşmaya başlamıştı...[/spoiler]
« Son Düzenleme: 01 Kasım, 2021 05:38:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Arthur F. Moore »