17 Nisan, 2026 10:05:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Bir Bakanlık Çalışanının Olağanüstü Düzeyde Pek Sakin Bir Günü  (Okunma sayısı 60 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kenneth A. Miller

  • Bakanlık Çalışanı
  • 3. Seviye
  • İleti: 7
  • 1215 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Kenneth A. Miller
  • Güç Puanı: 33
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Kenneth A. Miller
  • Meslek: Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 20
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 1
Bir Bakanlık Çalışanının Olağanüstü Düzeyde Pek Sakin Bir Günü
« : 25 Ekim, 2021 23:54:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bir Bakanlık çalışanı olmak kolay iş değildir, çokluk yıldırıcı ve hatta acı verici olabilir ama Gelecek Postası da bazen Gorengbland Devleri kadar acımasızlaşabiliyor. Bohemya'nın azılı kara büyücüsü Denr Piokrech'in Britanya'dan sığınma talep ettiği ve Sihir Bakanlığı'nın görevlendirdiği bir heyetin Piokrech'le İsviçre sınırında gizli bir görüşme yaptığı yazıyordu günün en önemli ikinci haberi olarak. Hâlbuki bir ay kadar önce Piokrech Dublin'de Britanyalı Seherbazlarca yakalanmış ve geçen hafta da Avusturya-Macaristan Sihir Bakanlığı'na teslim edilmişti. Elbette tüm bu süreç kamuoyundan gizli tutulmuştu, yani Gelecek Postası bu konu hakkında aslında hiçbir şey bilmiyordu. Kenneth'ın asıl canını sıkan, Gelecek'in bilmediği diğer şeylerdi. Çünkü yıllardır Britanya Sihir Bakanlığı'nın karalistesinde olan bu adam ülkeye giriş yaptıktan kısa süre sonra yakalanmış, bu arada Kenneth'ın bizzat dahil olduğu bazı istihbarat süreçleri mükemmelen yürütülmüş ve adam ele geçirilir geçirilmez yapılan ilk iş Bohemya'yı durumdan haberdar etmek olmuştu. Ne var ki o ülkenin Sihir Bakanlığı Piokrech'i istememiş, Kenneth'ın uzaktan yönettiği bir heyet İsviçre'nin Bern kentinde Avusturya-Macaristan Sihir Bakanı'nın bizzat içinde yer aldığı bir heyetle gizlice görüşmüş, onca yazışmanın ve ultimatomun ardından Bohemya nihayet ikna edilebilmişti. Şimdi Daire Başkanı Kenneth'tan bu haber için bir reddiye yazmasını istemişti. Kenneth'ın, olayı tüm ayrıntılarıyla anlatması değil, "kamuoyunun bilmesi gerektiği kadarlık" kısmına vurgu yapıp haberin tamamını yalanlaması gerekiyordu. Bunca işin arasında bir bu eksikti gerçekten.

Öğle yemeğinden önceki zamanının tümünü buna ayırdı. Sonunda Bakanlık mühürlü bir zarfı Bakanlık baykuşlarından biriyle gönderdiğinde saat neredeyse öğleortası olmuştu. Öğle yemeği için Sihirli Oyunlar ve Sporlar Dairesi'ne gitti. Quidditch Ligi bölümündeki birkaç arkadaşını görmek istiyordu. Haftasonu eşi ve çocuklarıyla Yarasalar'ın maçına gitmeyi planlıyordu ve iyi fiyata alabileceği güzel koltuklara ihtiyacı vardı. Sihirli Yaratıklar dairesindeki arkadaşı Emily Lee'nin her zaman taze ve sıcak tuttuğu bir demlik dolusu kuşburnu çayı olurdu. Ona uğrayıp bir fincan bu çaydan içti. Ofisine dönerken asansörde Seherbaz Cormack McFandeef'le rastlaştı. Adam Yarasalar'daki oyuncuların yarısı hakkında derin şüphelere sahipti ve ne zaman Kenneth'a denk gelse "Yakında sizinkileri toz duman edeceğim. Hepsini içeri tıkmama şu kadarcık kaldı" gibisinden şeyler söyleyip duruyordu. Elbette Kenneth bunlara gülüyordu. Çünkü McFandeef iflah olmaz bir Falmouth Falcons taraftarıydı ve Falcons kazanmak için her şeyi mübah gören bir taraftar kitlesine sahipti. Ve tabii Yarasalar son iki maçtır Falcons'u ciddi biçimde ezip geçiyordu.

Ofise döndüğünde masasında onu bekleyen yeni bir evrak vardı. Bhutan'daki meslektaşlarınca yazılmış resmi bir mektuptu bu. Ne var ki yazı Çince'ydi ve Kenneth Çince bilmiyordu. Yine de mektuba şöyle bir göz gezdirdi. Stajyerlerden birine verip tercüme ofisine yolladı sonra. Artık bir daha ne zaman gelirdi önüne kim bilir. Tercüme ofisinde Çince bilen biri olmadığından emindi. Dört ay önce hangi ülkeden geldiğini bile anlayamadıkları bir mektup daha almışlardı. Tercüme ofisi mektubun Mançuryaca olduğu bilgisini üç hafta sonra keşfetmiş ama hala çeviriyi yapacak birini bulamamıştı. Keşke dünyada herkes İngilizce biliyor olsa diye düşündü Kenneth kim bilir kaçıncı kere.

O günün asıl sürprizi saat 3 gibi ofisine gelen Rus bir adam olmuştu. Uzun boylu, yapılı, çalı gibi kaşlara ve gür bir bıyığa sahip biriydi bu. Kenneth onu elbette tanıyordu: Rusya Quidditch milli takımının acımasız Vurucusu Igor Novikov. Wigtown Wanderers onu transfer etmişti ama adam ülkeye geldikten sonra ciddi bir sorunla karşılaşmışlardı. Sihirli Oyunlar ve Sporlar Dairesi bu sorunu çözmek için iki haftadır uğraşıyordu. Nihayetinde iş Kenneth'ın önüne gelmişti işte -ki bunun böyle olacağını ilk günden beri biliyordu Kenneth. Ne de olsa adam resmi kayıtlarda on bir yaşında görünüyordu. Rusya'da böyle bir kısıtlama yoktu belki ama Britanya'da on bir yaşında birinin profesyonel Quidditch Lisansı alması kanunen mümkün değildi.

"Bay Novikov'a bir bakın" diyordu Novikov'un İngiliz avukatı ve gayrıresmi tercümanı. "Size on bir yaşında biriymiş gibi görünüyor mu?

"Bay Limfgeld, sorun da burada zaten" diye cevap verdi Kenneth. "Şimdiye kadar Bay Novikov'a Bakanlık'ı yanlış bilgilendirmekten ya da evrakta sahtecilikten dava açmadıysak bunu ciddi bir skandalı önlemek için yaptığımızı anlamalısınız. Bay Novikov yedi yıldır aktif olarak üst düzey Quidditch oynuyor, yani dört yaşından beri. Bunun pek olanaklı olmadığı anlaşılıyor. Geçen hafta danışman olarak Sihirli Oyunlar Dairesi duruşmasına çağrıldığımda da söylemiştim. Şu an gerçekleştirilebilecek en etkili ve hızlı çözüm Bay Novikov'un Rusya Sihir Bakanlığı'na dava açması."

"Fakat bunu nasıl yapalım?" diye cevap verdi avukat. "Bay Novikov Rusya milli takımında oynayan bir oyuncu. Hem halk hem de Rus Sihir Bakanlığı'nca çok seviliyor. Eğer dediğiniz gibi bir davaya girişirse asıl o zaman büyük skandal olur."

"Bence yanlış bir pencereden bakıyorsunuz." dedi Kenneth. "Bu yalnızca yanlış işlenmiş kimlik bilgisi hakkında bir dava. Muhtemelen on bir yıl önce Bay Novikov kimlik almak için başvuru yaptığında bu başvuruyu değerlendiren Bakanlık çalışanı detaylarla uğraşmak istememiş ve işin kolayına kaçıp ona yeni tarihli bir kimlik düzenlemiş. Yeni doğan herkese hemen her gün yapılan bir işlemdir bu ve o yüzden zahmetsiz ve çok pratiktir. İşte aslında tam bu memura dava açmış olacak Bay Novikov. Fakat tabii memurun nezdinde önce Bakanlığa dava açmak zorunda. Basit, sıradan, özellikle doğu ülkelerinde sık rastlanan türden bir işlem bu. Üstelik çok hızlı sonuçlanan davalardır bunlar. Bu haftasonuna yetişeceğini sanmam ama iki hafta sonraki Cannons maçında saha olabilir."

"Fakat bize sizin işler yoluna girinceye kadar geçici izin belgesi verebileceğiniz söylendi."

"İşler yoluna girinceye kadar değil, en fazla kırk bir gün geçerli bir çalışma belgesi verebiliriz ve bunu en fazla iki kere yapabiliriz. Tabii bunun için durumun çözüme kavuşması yolunda resmi bir adım atılmış olmalı. Dolayısıyla yine aynı noktaya dönüyoruz. Bay Novikov gerekli davayı açmalı, yoksa ne biz ne de başka bir birim hiçbir geçici izin çıkartamaz."

İşin kötü yanı birkaç hafta sonra Yarasalar'ın da Wanderers'la maçı vardı. Eğer Kenneth'ın tavsiyelerini dinlerlerse Novikov denen azman bu maçta Wanderers adına sahada olurdu muhtemelen. Yarasalar'ın bu seneki Vurucularının içler acısı halini de düşünerek Kenneth bu olasılığın gerçekleşmesini hiç istemiyordu aslında. Ne var ki duygularını ya da özel hayatını işine karıştıramazdı. Böyle bir niyeti de yoktu zaten.

Novikov'u başından savdıktan sonra (adam neredeyse ağlamaklı bir halde dava açmayı kabul etmişti) Sihirli Taşımacılık Dairesi'nin rutin olarak onun ofisine yolladığı çeşitli taleplerle ilgilenmeye koyuldu. Gün içinde ikinci kez saatine baktığında saat dört buçuktu. Yarım saat sonra ofisten ayrılıp Phali'ye gidecek ve günün bütün yorgunluğunu orada bırakıp evine geçecekti. Neredeyse her gün yaptığı ve her seferinde tam da böyle sonuçlanan bir rutiniydi bu Kenneth'ın. İmzalaması gereken son iki evrağa iç geçirerek baktı. Sonra bir tanesini alıp arkasına yaslandı. Uzun, sıkıcı bir dille yazılmış bir talep evrağıydı. İçinde sakıncalı bir şey olduğunu sanmıyordu ama imzalamadan önce okuması gerekliydi ne de olsa. Uçan atlarla çekilen birkaç yük arabasının Norfolk üzerinden ülkeye giriş yapabilmesi için talep edilen bir izin belgesiydi bu. Jason Turner isimli İngiliz bir tüccar Türkiye'den çay ithal ediyordu bu arabalarla. Kenneth gülümsedi.

-Sahne Sonu-