Genel İşleyiş > Yetişkin Karakter Başvuruları

Isolde Aideen O'Malley

(1/1)

Isolde Aideen O'Malley:
Karakterin Adı ve Soyadı: Isolde Aideen O’Malley

Karakterin Yaşı: 33

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: ENTJ kişilik tipine sahiptir, büyüleyici güzelliğiyle insanları kendine hayran bırakma yeteneğinin yanı sıra oldukça iyi bir gözlemci ve analizci olduğu bilinmektedir. Sarkastik ve değişken bir yapıcı olsa da her zaman hedef odaklıdır ve insanları nasıl ağına düşüreceğini bilir.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Sırlar ve gizemlerle dolu bir yaşamı olan cadının geçmişi hakkında pek az şey bilinmektedir. Annesi, babasını terk edip başka bir adamdan çocuk yapmış ve Isolde uzunca bir zaman kan bağına sahip olduğu herkesten nefret etmiştir. Soranlara gençliğinin büyük bir bölümünde yalnız olduğunu söyler, iksire –özellikle zehirlere- ilgisinin olduğunu fark eden iksir profesörünün belki de geçmişte en çok saygı duyduğu büyücü olduğu bilinmektedir. Şifacılık gibi kendini sağlam bir çatının altına sokabileceği mesleklere yönelmesi için onu ikna etmeye çalışan pek çok kişi olmuş ancak Isolde bir üniformanın içinde yirmi dört saat aptallıkları yüzünden hastaneye düşmüş insanlarla ilgilenmeyi hiç cazip bulmadığı için stajyerlik döneminde St Mungo’yu terk etmiştir. Ardından bir süre Knockturn Yolu’ndaki bir dükkanda çalışmış ve bu süreçte kara büyünün inceliklerini öğrenmiştir. La Fay Şifacılar Topluluğu’na da Knockturn Yolu’nda çalışırken tanıştığı bir cadı sayesinde katılmıştır. Hayatındaki major denilebilecek olaylardan bir tanesi de annesinin dünyadan göçüp gitmesidir, her ne kadar kendisine ihanet ettiğini düşünse de her koşulda arkasında durmuş bu kadının ne kadar değerli biri olduğunu o öldüğünde fark eder. Aile yadigarları malikanelerinin başına geçer ve zemin katını restore ettikten sonra yalnızca saygın cadı ve büyülere hizmet veren bir yer olacak biçimde işletmeye başlar. Fakat bu bar hakkında bazı söylentiler yayılır zamanla, bunlardan biri oranın meşhur joker içkisinden içenlerin zamanla buna bağımlı hale gelmesi ve uzun vadede yan etkilerinin olduğudur. Isolde, bu söylentiler hakkında hiçbir zaman yorum yapmaz, eğer soran olursa yalnızca güler ve ev yapımı şarabından teklif eder. Yıllar sonra pek görüşmediği ve aynı oranda bayılmadığı üvey kız kardeşi yanına yerleşir ve kendi alanlarına sadık kalmak koşuluyla malikanelerini beraber işletmeye başlarlar.

İstediğiniz Meslek: Mekan sahibi

Mekan Bilgisi:

Mekan adı: Mekan adı: Mag Mell Taverna - Drinkery & Hostelry

Londra’nın göbeğinde, Muggle’lardan gizlemek adına pek çok koruma büyüsü ile donatılmış çok katlı, geniş bir yapıdır ailelerinden miras kalan malikane. Annelerinin vefatının ardından buluşan iki kız kardeş tarafından büyücülere özel hizmet veren bir tavernaya dönüştürülmüştür. Zemin katı Isolde’nin zevkleri doğrultusunda koyu renklerin ağırlıkta olduğu gotik bir tarzda dekore edilmiş bir bar iken, geri kalan katların tamamı kız kardeşinin denetiminde kişi başına belli bir ücret karşılığında kiralanan odalar ile dolu bir otel biçiminde işletilmektedir.

Mekan Açıklaması: Siz sadece bizim misafirimiz değilsiniz.

Mag Mell Taverna’yı ziyaret eden siz saygıdeğer müşteriler için “misafir” kelimesini kullandığımızda sizlere verdiğimiz değeri yeterince hissettiremediğimizi düşünüyoruz.

Bir arkadaşınızı ziyaret ettiğinizde, ne kadar alçak gönüllü olursa olsun, sunabileceği her türlü misafirperverliği kabul etmek zorunda hissedersiniz. Çünkü onun “misafiri” olduğunuzu bilirsiniz, dolayısıyla misafirperverlik ruhunu asla eleştirel bir tavırla ihlal edemezsiniz. Ancak burada hiçbir şekilde böyle bir yükümlülüğünüz yok.

Mag Mell Taverna sizin eviniz. Siz burada bir misafirden çok daha fazlasısınız, yani başka bir değişle buranın ev sahibisiniz. Otelimizin sunduğu kolaylıklar tamamen sizin için tasarlanmıştır; hizmetçilerimiz, sizin hizmetçilerinizdir. Nasıl evinizde hizmetçiler misafirlerinizin konforuna katkıda bulunmak için çalışıyorsa, burada Mag Mell Taverna’da çalışanların yönetime değil, size hizmet ettiğini hissettirmeye çalışıyoruz. Eğer bir gün pek çok gezgin büyücü gibi yolunuz buraya düşerse hiçbir şekilde pişman olmayacağınızın garantisini memnuniyetle verebiliriz.


Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: La Fay Şifacılar Topluluğu

Büyü Yatkınlıkları

Biçim Değiştirme Gücü: 8

Lanet Gücü: 7

Tılsım Gücü: 5

İksir Gücü: 15

Örnek RP: [spoiler]Zaman zaman camdaki büyülü vitraylardan yansıyan gün ışığı, yerde rengârenk çeşitli şekiller oluştururdu. Bu görüntü küçük kızın yaşadığı karanlık şatoda sevdiği sınırlı şeylerdendi. Nerede ortaya çıkacaklarını tahmin eder resim defterini ve boyalarını yanına alarak geniş pencerelerin dibine oturur benzerlerini çizmeye çalışırdı. Küçük yaşlarından beri görmeye alışık olduğu bu tanrıça figürlü vitraylar tek başlarına oldukça görkemli olsalar da yansımaları ayrı bir güzel gelirdi gözüne. Işıkla ortaya çıkan görsel bir şölendi onun için.

Tesadüf odur ki aile reisleri, Tiamat’ın yegâne temsilcisi, Steven Mcfandeef tarafından çağırıldığının haberini aldığında yine bu pencerelerden birinin önündeydi. Haberi ileten efendi Mcfandeef’in sürekli peşinde dolaşan ailesinin diğer üyeleri gibi açık tenli, uzun ve ince yapılı bir adam olan Ceasar Mcfandeef’ti; nam-ı diğer Crutos. Küçük kız ona seslenilene kadar farkında değildi gelenin, çoktan renklerin cazibesinde kaybolmuş kendini hayallere kaptırmıştı. Kalın bir perdeden çıkan ses “efendi seni çağırıyor,” demiş ve onun irkilmesine neden olmuştu. Önce minik ellerinden düşürdüğü kırmızı renkli boyasını yerden aldı sonra kafasını karşısındakine çevirdi. “Ne?” kelimesi çıktı ‘O’ şeklini almış dudakları arsından.

Adam bir şey söylemek yerine onu takip etmesini işaret etti. Küçük kız yanıt alamayacağını bildiğinden nedenini sormak yerine defterini ve boyalarını topladıktan sonra adamın peşine takıldı. Tek kişilik ritüelini bırakmak onu üzse de verilmiş bir emri geri çevirme gibi bir lüksünün olmadığını biliyordu. Nihayetinde bunu zor yoldan öğrenmişti. Sessizlik içinde ilerledikleri, meşalelerle ayrılmış taş koridorlardan bakışlarını yanındaki adama çevirdi. “Crutos,” dedi tiz çıkan sesiyle. Küçüklüğünden beri çevresindeki herkes ona böyle hitap ettiğinden kendisinin de dilinde yer etmişti. Nasıl gökteki güneşe neden ‘güneş’ dendiğini sorgulamadıysa bunu da hiçbir zaman sorgulamamıştı. Belki de bilmediği bir dilde ‘biraz salak’ demekti, kim bilir? “Babam da orada mı?”

Crutos, aceleci bir tavırla “Evet,” diye yanıtlamıştı sorusunu. Ve o an kız, sanki bir rüyadan uyandırılmış gibi durumun ciddiyetini kavramaya başladı. Görüşünü kirleten ve kulaklarını tıkayan pembe bulutlar dağılmıştı adeta. Her ne kadar kaçmaya çalışsa da bir süredir ailesi arasında yapılan toplantılarda onun hakkında konuşulduğundan haberdardı. Dolayısıyla bu günün geleceğini, kaderiyle yüzleşmek zorunda kalacağını da biliyordu. Sadece bu kadar erken olmasını beklememişti, o kadar. Kaçış planını tamamlamasına yetecek daha çok zamanı olacağını sanmış fakat anlaşıldığı kadarıyla yanılmıştı. Onu bu denli korkutan şey ise ailesinden her on bir yaşına basmış üyenin geçmek zorunda olduğu bir sınavdı. Ancak o zaman ailenin gerçek bir parçası olabilirdi. Küçük kız ise ne bu ailenin bir parçası olmak ne de hakkında hayırlı tek bir kelime bile duymadığı o sınava katlanmak istiyordu.

Efendi Steven Mcfandeef’in odasına yaklaştıklarında göğsünün ortasında bir yumru hissetti kız. Kalbi kaburgalarından fırlamak istermiş gibi atmaya başlamış, nefes alış verişleri zorlaşmıştı. Gururunu bir kenara bırakarak “Bana biraz daha zaman verin, sonra istediğiniz her şeyi yapacağım söz!” diye yalvarmak ve efendisinin ayaklarına kapanarak ağlamak istiyordu. Ve bunu gerçekten yapabilirdi de. Crutos, girmesi için odanın kapısını açtığında tavan yapmış korkusunu gizlemeye çalışarak yüzüne kendinden emin bir ifade oturttu. Steven Mcfandeef, kızın babasıyla yaptığı konuşmayı noktaladıktan sonra başını onlara çevirmişti. Küçük kız, adamın gönderdiği gergin gülümsemeye karşılık başıyla bir reverans yaptı. Ardından geçmesi için işaret edilen odanın bir köşesine yerleştirilmiş rahat koltuklara doğru ilerledi. Titreyen bacaklarının kendisini ele vermemesini umuyordu.

Odada yaşanan o kısa süreli sessizlik küçük kız için yaşayacağı sekiz ömre bedeldi. Ne dikkatini çok sevdiği kitaplara verebilmiş ne de odanın bilmediği herhangi bir detayını inceleyebilmişti. Firuze gözlerini odanın ortasında volta atan adamdan bir damla dahi ayırmadan konuşmaya girmesini bekledi. Adam, “Söyle bana Morana,” dedi nihayet. “Hogwarts’a gitmekle ilgili düşünüyorsun?”

Küçük kız “Hogwarts mı?” dedi sesinin heyecanla yükselmesine engel olamadan. Hogwarts hakkında pek çok şey duymuş ve okumuştu. Hatta orada bir saat geçirmek için pek çok şeyini hiç düşünmeden feda edebilirdi. Tam düşüncelerini dile getirmeye hazırlanıyordu ki babasının odadaki varlığı bir tokat gibi çarptı yüzüne. Üzerinde hissettiği baskı ile Efendi Steven Mcfandeef’in yeşil gözlerinin içine bakarak ağzını bir açtı bir kapadı. “Yani… Orada ölen öğrenciler olduğunu duymuştum…”
[/spoiler]

Locomotor:
Karakteriniz ve mekanınız onaylanmıştır. "İlginç" kokteyllerinizin arkasındaki dedikoduları takipteyiz. Ancak ufak bir detay olacak: Mekanınıza isterseniz, mekanınızı anlatan bir "mekan lejantı" yazabilirsiniz ve bunu mekanınıza sabitleyebiliriz. Şu anda verdiğiniz mekan açıklaması ise yaklaşık 1100 karakter ve foruma koyması bir hayli sıkıntılı. 150-300 karakter arası kısa bir tanım verebilirseniz mekan açıklamanızı o yapalım, üstteki cümleleri -ve isterseniz daha fazlasını- mekan lejantı gibi mekanınıza yazabilirsiniz.

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git