Şans, tesadüf, kader ya da başka ne derseniz deyin. Kenneth'ın bu durumu açıklayabilmek için ilahi ya da metafizik açıklamalara ihtiyacı yoktu, olmuştu işte ama yine de böyle bir şeyin gerçekleşme olasılığının ne kadar düşük olduğunu göz önüne almak gerekirdi. 10 yıldır iyisiyle kötüsüyle pek çok Temizlik'e girişmişti, başka bir Lautus'la aynı görevi seçtikleri olurdu bazen ama aynı anda birbirlerinden habersiz yol alıp böyle olay yerinde karşılaştığı kimse olmamıştı. Bu şu anda gerçekleşiyordu işte ve şüphesiz en olağanüstü yanı, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen üç sıkı arkadaşın aynı anda aynı görevi seçmiş olmaları ve işe koyulmak için tastamam aynı saati seçmiş olmalarıydı.
Kenneth omuz silkip kollarını havaya kaldırdı. Şans bu ya, tam da üç kişi vardı içeride Temizlenmesi gereken. Ryan yüzünü çiftlik evine dönüp kadere isyan ederek yürümeye başlarken Kenneth ve Ray birbirlerine baktılar. Ray eliyle bir iki işaret yaptı. Kenneth başıyla onayladı. Bu işlerde Kenneth'tan da Ryan'dan da çok daha tecrübeli olan Caupo'nun, sevgili Ray'in verdiği hızlı kararlara güvenmek yapılabilecek en mantıklı hareket olurdu şu an. Ray'in işaret ettiği üzere Kenneth hemen yönünü biraz değiştirdi. Çiftlik evine sol yandan, güney cephesinden yaklaşacak, buraya gelmeden önce kurguladığı asıl giriş planındaki doğu yönünü Ray'e bırakacaktı. Ryan zaten, muhtemelen en mantıklısının bu olacağına hızlıca karar verdiğinden olsa gerek, kuzey yönüne doğru yürüyordu.
Çiftliğin harap haldeki çitlerinden geçip bahçeye girer girmez iğrenç bir koku duymaya başladı Kenneth. Kan, dışkı ve hepsinden çok kesif bir leş kokusu. Bahçedeki kurumuş dev ağacın dibinde en fazla birkaç saat önce katledilmiş başsız bir tavuskuşu yatıyordu. Çiğnediği toprak bataklık zemini gibi yumuşak ve iğrençti, bastıkça yeşil ya da kan kırmızısı baloncuklar fışkırıyordu. Çiftlik evinin duvarlarına yaklaşırken koku öyle dayanılmaz bir hale geldi ki Kenneth asasını burnuna götürüp bir büyü mırıldandı. Koku engelleyici bir büyü bilmiyordu, o yüzden burnunu tıkamayı tercih etmişti ama hemen o anda biraz olsun rahatladığını hissetti. Camsız, sürgüsüz, ahşap bir pencerenin önüne gelince durup pencereden içeri baktı.
Hangar gibi geniş bir odaya bakıyordu. Hiçbir duvarla bölünmeden ta evin diğer ucuna kadar uzanan devasa bir salondu bu. Fakat tüm iğrençliğin merkezi işte burasıydı. Duvarlar üst uşte yığılmış daracık ve havasız kafeslerle doluydu. Üstelik neredeyse her kafes doluydu. Köpekler, kediler, çeşit çeşit kuşlar, fareler, domuzlar, inekler, tilkiler ve sincaplar, kirpiler ve gelincikler. Görece daha büyük bir kafeste iri bir kurt da görüyordu Kenneth. Başka bir tanesinde hüzün ve korkuyla etrafını seyreden, çıldırmak üzereymiş gibi görünen bir maymun duruyordu. Tüm bu zavallı yaratıklar, "ruhlarına ve etlerine büyü bulaştığı için" katledilmek üzere sıralarını bekliyorlardı. Ve odanın tam ortasında da acımasız ve beyinsiz katilleri duruyordu. Üçü de iri yarı, pis, insana bu hayvanlardan daha az benzeyen tiplerdi. Tam o anda önlerine bir sokak köpeğini yatırmışlar, biri hayvancağızı hareketsiz tutmak için üzerine abanırken biri elindeki bıçağı hayvanın boğazına dayamış halde başlarında durup boğuk, gıcırtılı bir sesle ezbere bir şeyler okuyup duran üçüncü adamı bekliyordu. Adamın okuduğu şeyin hangi dilde bir metin olduğunu bilmiyordu Kenneth ama bunun o çarpık, saćma sapan tarikatlarının bir ritüeli olduğunu, muhtemelen katletmeden önce tüm hayvanların başında okudukları dua gibi bir şey olduğunu tahmin edebiliyordu.
Aniden o köpeği kurtarmak için çok çok az zamanı olduğu yönünde bir his düştü Kenneth'ın içine. Dua bitince bıçak işlemeye başlayacaktı. Ve bir anda tuhaf bir paniğe kapılmak üzereyken buldu kendini. Derhal camdan içeri atlayıp Ray ve Ryan'ı beklemeden bu üç şerefsizi de hızla katletmek isterken buldu kendini. Fakat Kenneth tam anlamıyla işinin uzmanı biriydi. Kendini sakinleştirmesi bir saniyeden fazla sürmedi. Soğukkanlı olmalı ve düsturu bozmamalıydı. Hem komuta Ray'deydi. Onun da şu anda aynı manzarayı gördüğünü ve gerçekleşmek üzere olan bu vahşete asla izin vermeyeceğini kesinlikle biliyordu. Bu düşünceyle evin doğu cephesine göz gezdirdi. İşte Ray oradaydı. Başka bir pencereden içeri bakıyordu o da. Göz göze geldiler. Ray öfkeden titreyen yüz hatlarını harika bir biçimde sabit tutarak başıyla Kenneth'a belli belirsiz bir işaret verdi.
Kenneth'ın tek beklediği buydu işte. Zaten bir yay gibi gerilmiş olan sinirleri sayesinde tek sıçrayışta camdan içeri atladı. Asasını çekip elinde bıçak olan herife doğrulttu: "Petrificus Totalus". Bir yankı gibi bu ses tam üç kere duyuldu koca salonun içinde. Çünkü Ray doğu cephesinden Ryan da kuzey cephesinden içeri dalmışlar, diğer iki adamı aynı büyüyle etkisiz hale getirmişlerdi. Kenneth, Ray ve Ryan, tepelerine çöken ani bir ölüm gibi, yerde hareketsiz kalan üç adamın başında toplandılar yavaş yavaş. Asaları hâlâ havadaydı. Zavallı köpek nihayet kurtulduğunu fark edip bir sıçrayışta yerinde doğruldu. Ürkek gözlerle, kuyruğunu bacaklarının arasında kıstırmış halde Londra'nın en üst rütbeli üç Calamum Lautus'una bakmaya başladı. Gözlerinde saf bir korku ve dehşet vardı. Ryan hemen tek dizinin üzerine çöküp köpeği yanına çağırdı ve hayvan titreyerek yanına gelir gelmez başını okşayıp alçak sesle ona bir şeyler söylemeye başladı. Zavallıcık hemen başını Ryan'ın kucağına doğru soktu. Kenneth peçesinin altında gülümsedi.
Artık sıra Temizlik'e gelmişti. "Carissimi subito mortuus est" dedi cansız, törenvari bir ses tonuyla. "Sen Alberto Towenhand, başına ani bir ölümle çöküyorum. Boş, gereksiz, zararlı bir hayatı gereğinden uzun bir süredir yaşıyorsun. Evanescet amplius ve böylece bahçemiz yokluğunla güzelleşsin. Suçun, beynini boşa kullanmaktır. İnsan olmayı hak etmiyorsun. Magna Purgatio adına seni bizzat katledeceğim."