Dünya Ülkeleri > Diğer Dünya Ülkeleri

Sabah Ritüeli

(1/1)

Harper Shaw:
[justify]
Yer: Mauritius
Zaman: Ağustos 1865
Kamp yaptığı döşeli ve genişletme büyülü çadırından dışarı çıkıp yamacına yürüdüğü tepeden büyük bölümü sislerle örtülmüş sualtı meşalelerine yöneltti uykulu bakışlarını genç cadı. Sağ omzunda asılı olan omuz çantasını sol tarafında açıp elini tamamen ezbere bir şekilde belli bir konuma götürdü. Aradığını bulamayan elli bir saniyeliğine duraksadı, gözleri irileşti. "Hayır, hayır..." diye bir mırıltı bozdu doğanın kendine has sessizliğini. Önce dirseği girdi çantanın içine, ardından omzunun altına kadar bütün kolu. Telaş içerisinde aranırken bir anda ince parmakları malum bir keseyi kavradı kadının ve tüm vücudu yeniden dinginliğe kavuştu. Derin bir rahatlama nefesi, soğuktan ötürü rüzgarın etkisiyle her bir damlası yüz yakan yağmur damlalarının arasında beyaz bir bulut oluşturdu.

Sert rüzgar, yağmur ve dağ havasının uykulu halinden ayıltamadığı kadın, az önceki kriz sebebiyle yalnızca birkaç saniye içerisinde kendine gelmişti. Çantasında bulamadığı ilk anki tepkilerine bakılırsa kendisi için ölüm kalım meselesi arz eden mor renkli bez keseyi açtı ve içindeki “değerli”lerini görünce yüzünü tüm kapalı havaya karşın ışıl ışıl kılan bir gülümseme kapladı. Manikürlü işaret ve orta parmaklarını hassas ve narin hareketlerle, bir kelebeğe dokunmaya çalışırcasına keseye daldırdı ve kesenin içinden çıkarttığı, muazzam bir hassasiyetle kavradığı kahverengi küreyi kapalı günün kısıtlı ışığıyla manzaraya karşı dikkatlice süzdü. “Seni İngiltere’de unuttum sandım hayatım,” diye mırıldandı ve topçuğu ağzına attı. Güne, hazırlaması bir hafta süren özel brendili çikolatalarıyla başlamak gibisi yoktu…

Brendi ve çikolatanın yanı sıra özel bir malzemesi vardı bu şekerlemelerin: Çin ateş topu saçı. Saçlarının muazzam dalgalarının ve parlaklığının ardındaki yirmi yedi sırrın en önemlilerinden biri, her sabah güne başladığında istisnasız olarak bir adet tükettiği bu atıştırmalıktı. Erik şarabından yapılma ev yapımı brendisinin çikolatayla birleşiminin muazzam, mayhoş harmonisini tadarak güne başlaması da neşeli bir insan olmasının ardındaki otuz üç sebepten biri olabilirdi.

Yanındaki ve bu ülkeye geldiği bir önceki gün işe aldığı eşlikçisi, şaşkınlıkla kendisini süzüyordu. Koyu renk saçları ve kendine has ten rengiyle Hintli olduğu bir hayli belirgin olan adam birkaç saniyelik sessizliğin ardından ancak söze girebilmişti: “Efendim, yardımcı olabileceğim bir şey var mı?“ Belki de yıllardır İngiliz işverenler ile çalışmış adamın aksanı, tüm yontulmalarına karşın memleketini belli eder cinstendi. Muhtemelen o ana kadar çevresinde olan her şeyi unutmuş olan Harper, şaşkın bir halde kendisine seslenen figüre döndü. Birkaç saniye boyunca ağzındaki muhteşemliğin keyfini ince bir gülümseme eşliğinde sürdürdü. Her bir saniye, yanındaki geçici uşağı için muhtemelen daha garip hale geliyordu ancak gözlerinin içine bakmakta olan kadının dikkatini daha fazla çekebilme ihtimali yoktu ki. Adamın çaresiz bekleyişi, yaklaşık yirmi saniyenin sonunda nihayete ermişti. Gülümsemesi büyüyen kadın hiçbir şey olmamış, yirmi saniyedir garip, tepkisiz bir transta değilmiş gibi karşılık verdi kavruk tenli uşağına: “Ah, evet. Çadırımı topla, biraz sirga yumurtası toplayacağız...”
[/justify]

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git