[justify]Bazen ne kadar uğraşırsanız uğraşın, bazı şeyleri elde edemiyorsunuz. Bunu ilk Cwénhild ile yaşadım. İkinci olarak da bu elimdeki dosya ile.
Dosyayı tüm titizliğim ile hazırladım. Bulduğum kanıtları dizdim. Şahitlerle konuşup ifadelerini aldım. Her şey usulüne göre oldu. İlk yapmam gereken şey dosyanın Büyüceşura'nın önüne gitmesini sağlamaktı. Sonrasını hakimler halledecek, adalet yerini bulacaktı. Daha önce bir kere buna yakın bir dosyayı hakimlerin önüne çıkartabilmiştim. Umursanmamıştı. Ancak o zaman gençtim, dosyayı düzgün hazırlayamamıştım. Bu seferki çok yerindeydi. Her ayrıntısı ile uygun bir dosya hazırlamıştım. Arama emri çıkarılması için en ufak bir sorun olmayacaktı. Daire başkanının odasına gittiğimde iyi gözükmek için traş olmuş, saçlarımı arkaya taramış en güzel takımlarımdan birini geçirmiştim üstüme. Kapıdan girmeden önce derin bir nefes alıp heyecanımı azaltmaya çalıştım. Aklıma maktülün kız kardeşini getirdim. Onun için başarılı olmalıydım. Kapıyı iki kere çaldıktan sonra içeriden girmemi isteyen sesi duyunca kapının kulbunu çevirdim. Yüzümde sıcak bir gülümseme ile içeri girdim.
Daire başkanının odası kahverengi tonlarında, eşyalar ile kalabalıklaşmış iç karartıcı bir odaydı. Başkan ve misafirinin pipoları yüzünden odayı ağır bir duman kaplamıştı. Girdiğim anda ister istemez üstüme çöken bir ağırlıkla daire başkanına baktım. Yanındaki adam ise sanki bir yerden gözüme tanıdık geliyordu...
"Carter!!" kesik kesik gülerek ağzındaki pipoyu çıkardı daire başkanımız McGillan. Karşısında oturan ziyaretçisine
"İşte sana bahsettiğim adam bu." diyerek ayağa kalktı.
Ziyaretçisi de
"Ooh! Çok memnun oldum!" diye gülümseyerek kalktı ayağa. O piposunu ağzından çıkarmaya gerek duymamıştı. Bana uzattığı elini sıktım. İkisi de beni oturmam için üçüncü koltuğa davet ettiler.
Oturdum.
"Dosya getirmiştim. Dale Swa-" sözümü bitirememiştim ki McGillan
"Tamam tamam! Koy dosyayı masanın üstüne." diye geçiştirdi. Bu sırada masasının önünde yeni bir pipoya tütün olmadığını anlayabildiğim kurumuş otları yerleştiriyordu. Dosyayı söylediği gibi masasındaki dosyaların en üstüne yerleştirdim. Karşımdaki rahat koltukta oturan büyücüye bakıp gülümsedim hafifçe. Adamın yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Kıyafetlerine bakarak zengin olduğunu anlayabiliyordum. Bana
"Safkansın değil mi Carter?" diye sordu. Kafamı evet anlamında sallayarak
"Öyleyim." dedim.
"Âlâ!"diye cikledikten sonra kendisini tanıttı. Soyadını bildiğim, ünlü safkan ailelerden birinin mensubuydu. Gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Başkan bu sırada pipoyu yakmış, bana uzatıyordu. Bunu fark edince döndüm adama. Bunu yapmak istiyor muydum? Daire başkanı ile yakınlaşmak istiyordum. Beni sevmesini istiyordum. Karşımdaki safkan adam da kendimi beğendirmek istediğim biriydi. Elimi uzatıp pipoyu aldım başkandan. Ağzıma koyup bir nefes çektim... Amerika'dan gelen tütünler gibi değildi bu. Yüzümü ekşittim ama belli etmedim rahatsızlığımı. Kendi kendime içimde hallettikten sonra yutkundum. Tek gözüm kapalı bir şekilde dişlerimin arasından dumanı verdikten sonra gülen adamlara
"Ağırmış..." dedim sadece.
O günün gecesi uyuyamadım. Uyayamamın nedenini anlayamıyordum bile. Oradaki kişilere uyum sağlayacağım, üstlerime kendimi beğendireceğim diye yapmıştım. Yaptığım şeyden pişman değildim. Yine olsa yine yapardım ama ideallerimden ters mi hareket etmiştim acaba? Yani, orada dosya hakkında zerre konuşmamıştık. Daha çok elit sohbetler, kıyafet fiyatları, büyücülerin sorunları konuşmuş... Üstüne yeni tanıştığım soylu beyden ailelerine bela olan bir konudaki araştırma dosyası almıştım. Bu dosyayı başkan bana uzun süredir vermeye çalışıyordu ancak doluyum diye reddediyordum. Şimdi adamı görünce hayır diyememiştim. Daha sonra dosya ile ilgili her gittiğimde başka bir konu çıktı önüme. Başkanın benim için istediği şeyler gerçekten benim iyiliğim ve geleceğim içindi ama bunlar benim ideallerimi hep arka plana atmam ile sonuçlanıyordu. Kaç gün uğraştım hatırlamıyorum. Sürekli tam zamanını beklemek istediğim için bir türlü zaman yaratamıyor, o dosyadan bahsedemiyordum. O günden sonra bir sürü safkan ailenin dosyaları geldi geçti elimden ancak Dale Swanson'ın dosyası hep bir yerlerde muallakta kaldı. Ben de meşguliyetten unutuverdim. Gelip giden kişiler, dışarıda yenen yemekler, zenginlerle arkadaşlıklar, yapmak istedikleri için araya torpil sokmalar derken çok yoğun bir çalışma temposuna girip kendimi bile unuttum. Üstelik garip olan şey, bu tarz bir hayattan çok memnundum. Önemli olmak, çevrem tarafından onaylanmak, saygı duyulmak... Bu dosyalar sayesinde kazandığım para da bazı yollarla artınca genel olarak dış görünüşüme bile yansıdı her şey. Artık kendime daha dikkat ediyordum. [justify]
Günümüz
[justify]
Dosyalarımın çoğunu teslim ettikten sonra kendime ödül niyetine sigara molası vermiştim. Bu sefer sadece bir değil, bir kaç kişi vardı çevremde. Sohbet ediyorduk. Artık daha kaliteli bir tütün kullanıyordum. Bu yüzden bazı kişiler benimkinden kullanmak için aynı anda molaya çıkıyorlardı. İnsanların işlerini dinleyip onlara yardım ettiğim zamanlarda birinin seneler önceki dosyaya aşırı benzer bir dosya anlatması ile aklıma geldi tekrardan. İş arkadaşım anlattığına göre bu sefer bulanık olan buharlaşmış kişinin dosyasını hazırlıyordu ve takipsizlik verileceği için boş iş yaptığından şikayet ediyordu. Sohbet içinde diğer herkesin tek tek böyle dosyalara bakmış olduğu ortaya çıkınca bu dosyaları bir toplayıp bana getirmelerini istedim. Mola bittiğinde ve herkes dosyaları masama yığdığında üstünde reddedildiği belli olsun diye kırmızı mürekkep ile işaretlenmiş 20'den fazla dosya yığını ile karşılaştık. Hepimiz şaşkın şaşkın bakarken iş arkadaşlarımdan bir tanesi herkesin aklındaki soruyu sordu ortaya.
"Hepsi bağlantılı mı yoksa?" [/justify]
-SON-