İngiltere Büyücedünyası > Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi

Ruhun Bölünüşü

<< < (2/2)

Seth Carter:
[justify]Söylerim ama boşa gider diye düşünüyordum cümlelerimin. Cwénhild annesinden bahsedince şaşırdım. Gerçekten kendisini biraz bile açacak olması yeni bir şeydi benim için. Annesinin ona felaket dediğini, çevresine ve yanındakilere bela getirdiğini söylediğinden bahsedince kafamı iki yana salladım. "Fark var." dedim sadece. Benim söylediğim ile annesinin söylediği belki aynı şey gibi duruyordu ama özünde çok farklıydı. Annesi Cwén'i kırmak, onu kötülemek için söylemişti bu cümleleri. Ben ise, bu  yönüne hayranlık duyuyordum. İçimde bir yerlerde Cwénhild benimle birlikte olmayı kabul etseydi, ona bu kadar kendimi kaptırmayacağımı biliyordum. Bu kadar yıkıcı olmasa aynı olmazdı. Kız konuşmaya devam ediyor, bana evli olduğumu hatırlatıyordu. Elimdeki alyansa diktim gözlerimi. Sağ elimle oynamaya başladım yüzükle. Yüzük parmağımın çevresinde döndürüyor boş boş bakıyordum. Yine çevrem tarafından onaylanma isteğimden doğan olguydu bu. Cwén'in dediği gibi Edith harika biriydi. Yine de... Pek anlatılabilecek bir durum değildi bu zaten. Cümlelerini bitirince yine gülümsedim. Biraz dalga geçiyor gibiydi bu sefer. "Söylemesi kolay. Anlayabileceğini düşünmüyorum. Anlatabileceğimi de düşünmüyorum. Belki konu sen bile değilsin... Sanki şey gibi..." Bunu düşününce gülümsemem yok oldu yüzümden. Bir anda fark etmiş olmanın korkutuculuğu... "Sanki... Hayatımda kendim için istediğim tek şey bu." dedim mırıltılı bir şekilde. Bunu söylememle birlikte kendimi bencil, acınası bir böcekmiş gibi hissettim.

Gözlerimi kapatıp bu hissin gitmesi için hemen "Haklısın." dedim yanımdaki kıza. "Edith'i düşünmeliyim. Sorumsuz davranıyorum." Kafamı sallayıp istemeye istemeye kabul ettirdim kendime bu fikri. Eşimi düşünmeliydim. Cwénhild'e hissettiğim her şey ona haksızlıktı. Üstelik bunu o kadar hak etmiyordu ki. O sadece mutlu olmayı hak ediyordu. Çocukça duygularımın, bencil isteklerimin üstesinden gelmeydim artık. Yanımda oturan kıza çevirdim kafamı ve sağ elimi uzattım sıkması için. "Yine de arkadaşız değil mi?" dedim. "Kasıp kavurmana yardım edecek rüzgar olabilirim. En azından, buna hakkım var diye düşünüyorum. Bencil bir istek değil. Sadece seni düşündüğüm için. Tek başına zorlukları karşılamak zordur. Ben hiç yalnız olmadım. Senin de olmanı istemem. Hadi anlat. Ne oldu bugün? Ne hissettin?" Bazı insanlar hislerini konuşmaktan çekinir. Ben ise herkesin açık açık anlatması gerektiğine inananlardanım. Konuşup çözülmesi gerekiyor her şeyin. Birine anlattığında daha demin yaşadığım gibi, hislerinin asıl nedenlerini kendi kendine çözebiliyorsun. Bir şey söylememe bile gerek yok Cwén'in anlatacaklarına. Sadece dinlemem yeter.[/justify]

Cwénhild Muirghéal:
[justify]"Elbette, Abigaile ve sen tek arkadaşlarımsınız." dedi, çocuğun yüreğine su serpmek için. Söylediği yalan değildi ama. Sonrasında ona uzatılan eli sıktı ve belirsiz, ondan pek görülemeyen bir gülümseme kısa bir anlığına yüzünde beliriverdi. Gerçekten tek arkadaşı o ikisiydi. Ha birde geçen gün ona teşekkür amacıyla çiçek veren şu kız vardı koca mavi gözleriyle. Neydi adı? Gwyn bir şey. Konu aralarındaki yaşanmamışlaklardan çıkıp başka bir yere geldiği için sevinmişti. Geldiği yer rahatsız edici bir yerdi yine fakat az önceki konuya kıyasla bu konuyu konuşmak daha kolaydı. Konuşmaya başlamadan önce birazcık yardıma ihtiyacı vardı. O yüzden paltosunun cebinden bir kendi bir de Seth için sigara çıkardı. Çocuğa sigarayı uzattı ve çocuk sigarayı aldıktan sonra kendi ağzına koyduğu sigarayı yaktı. Daha sonra çakmağı kapatmadan Seth'in dudaklarındaki sigaranın ucunu da ateşle buluşturdu.

"Çok hızlı oldu, bölgeden cisimlenmesini engellemek için tılsımlar kullandığımızdan dibime cisimlenmesini hiç beklemiyordum. Bunu yaptığı gibi de üstünlük kurdu zaten. O çok iyi saldırıyor bense çok iyi savunuyordum. Düşün bak, beni savunmaya geçmeye zorladı adam. Tabi savunmamı büyüyle kıramayınca kaslarını kullandı." bu sırada kafasını çevirip yüzündeki ve boynundaki morlukları gösterdi. "Bir yerden sonra beni boğmaya çalıştı. Asama uzanıp boynunu kesmeseydim... mefta olacaktım." dedi. Anlık bir duraklama anlık bir flaş patlaması, anlık görüntüler. Sigaradan büyükçe bir duman aldı ve dumanını Seth'ten uzak tarafa üfürdü. "Tam bir kaostu. En son... en son ne zaman böyle korktuğumu hatırlamıyorum Seth." Yavaşça titremesi durdu. Gözlerinin üzerine inmiş o karanlık perde yavaşça kalktı. Korktuğunu kendisine itiraf edebildiği o anda kalp atışı sessizce normale dönmeye başladı. Bunu dile getirmek kızı ciddi anlamda rahatlatmıştı. Nefes alışverişleri düzelmiş, rahatsız ve her an tetikte olan oturuşu bozulmuştu. Fakat söyleyemediği, adamın orada ölmesine izin verdiği gerçeği hala vicdanını kemirmeye devam ediyordu. Bunu Seth'e söyleyemezdi. Hakkında birazcık iyi düşünen birini daha kaybedemez, birinin daha annesine hak vermesine tahammül edemezdi. O yüzden olanları unutmaya çabalayacaktı. Adamın bir katil olduğu gerçeğine, eğer onu öldürmeseydi kendisinin hayatının son bulacağı gerçeğine sımsıkı sarılacaktı. Bir şeye yeteri kadar inanırsa o şey gerçek olurdu ve bu durumun da öyle olmasını sağlamaktan başka çaresi yoktu.

Oturduğu yerden kalktı. Betonun paltosunda bıraktığı tozu sirkeledi ve yağmurun altına adımını attı. Çatının kenarına geldiği zaman arkasını döndü. "Kendini daha çok düşünmelisin, kendin için daha çok şey istemelisin. Bunu benim için yapmaya çalış olur mu?" dedi ve kendisini çatıdan aşağıya bıraktı. Yağmur damlalarıyla birlikte aşağıya doğru düşüyordu. Rüzgar parmaklarının arasından geçip gidiyor, saçları ıslanarak dans ediyordu. Gözlerini tekrar kapattı, bütün günün bitmesini sağlayacak bir uykuya ihtiyacı vardı. Bir kaç saniye sonra evinde tekrar cisimlendi. Hiç açılmamış bir viski şişesini çıkardı dolaptan, Abigaile kızın doğum gününü kutlamaya geldiğinde getirmişti. Şişeyi açtı ve bardağa doldurdu. Uzun bir gece olacaktı.

Son

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git