17 Nisan, 2026 08:32:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Bir Ofis Odasında  (Okunma sayısı 30 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Erika Elsbeth Rothmann

  • MACUSA Çalışanı
  • 4. Seviye
  • İleti: 10
  • 53 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Erika Elsbeth Rothmann
  • Güç Puanı: 0
  • dış mihraklık loading...
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Sihirsel Delegeler Konsolosluğu Başdanışmanı
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 10
Bir Ofis Odasında
« : 02 Mayıs, 2023 13:01:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kuzu derisi ve maun ağacı mobilyaların hakim olduğu ofiste, ateşbourbon'ı kokusu hafif bir hare olarak sarmalamıştı masanın çevresini, bulunduğu iki kadehten yükselerek. Sihirsel İlişkiler bölümündeki dostunun makamına ziyarete gelmişti uzun boylu, bej takım elbiseli adam. Rothmann bir süredir İngiltere'deydi ve İngiltere'deki gelişmeleri önden, özel bir ortamda dinlemek her daim keyifli bir deneyim oluyordu. Tabii bunun karşılığı, Asli Soruşturmalar'daki gündemin ikili istişaresi oluyordu. Lakin bir vatansever olduğunu biliyordu dostunun. Büyük soruşturmaların gizliliği hususunda oradaki kıdemli seherbazlar kadar güvenirdi karşısındaki kadına.

-Sizin Rosier'i de kaçırmışsınız Britanya'ya.
-Bartemius'u mu? Evet, iş bitirici adamdı. Şu asa vurgununu o çözmüştü. De Morte davasını da. Sağlam dosyalardı.
-Sevdiceğinin öldürüldüğünü okudum dosyasında. Vahşice. Sonrasındaysa zaman zaman instabiliteler göstermeye başlamış.
-Bir seherbazın hayatı zaten böyle olaylarla dolu değil mi?

Suratını asıp bir yudum aldı viskisinden. Seherbazların gördüğü ölümlerin, şahitlik ettikleri acıların gündeme gelmesini sevmezdi. Karşısındaki kadının da pragmatik yaklaştığını biliyordu olaya ama bu huyu gerçekten bazen sinir bozucuydu. Tabii ki de lanet olası meslekte dinginliğini korumak bir meziyet olacaktı. Dışarıdan birininse onları yargılamaya hakkı var mıydı? Büyük bir ikinci yudum aldı elindeki kadehten. Gözlerini kırpıştırdı, metanetini tazeledi.

-Öyle tabii. Bakalım, Britanya ile alakalı yardımcı olmayı teklif ettim ama geri dönmedi. Sonrasını İngilizler düşünsün. Orada büroda bir dosyada sıkıntı yaşadığını duydum. Doğru veya yanlış, gıybetler sizi yormaz en azından.

Kadın da göz temasını koruyarak viskisinden ufak bir yudum aldı. Buz mavisi gözleri, çoğu zaman olduğu gibi buz kesmişçesine ifadesizdi. Karşısındaki kadının en rahatsız edici huylarından biriydi bu işte. Ne olmuştu İngiltere'de Rosier'le alakalı? Sıkıntı yaşayacağını düşünmüyordu kolay kolay ancak dostu öyle düşünmüyor gibiydi. Yine de bu konuda daha fazla ağız araması kendisini "dedikoducu" konumuna düşürecekti. İşte bu yüzden de susacaktı. Susacaktı ve merak edecekti. Belirgin bir kayıp olduğu yadsınamazdı Bartemius Rosier'in gidişinin lakin sorgulamayacaktı şimdilik dostunun kanaatini. Boş konuşan, boş gıybet yapan birisi zerre değildi zira karşısındaki.

Kısa bir esin ardından konuyu Büyüceşura baskınına getirdi koyu saçlı kadın konuyu. Bu konu üzerinde durmak istemediğini anlamışçasına. Lanet olası kadın söyleyeceğini söyleyip, istediği düşünce tohumlarını ekip ortamı kırgınlığa kızıştırmaya vermeden konuyu değiştirmesini biliyordu. Bu düşünceleri uzun sürmedi ama. Birleşik Krallık'ta yaşanan olaylara dair anlattıkları bir hayli ilginç ve muhtemelen bir kısmı genel kurulda dile gelmeyecek detaylar barındırıyordu.

İngiltere güncelerinin ardından söze giren kadının ise beklentisi, ses tonundan belli oluyordu
-Ee, sizde ne var ne yok?
-Mahir İbn-i Kamer'i tanır mısın?
-Şu Britanya'daki kara borsacı, evet. Ne olmuş ki ona?
-Öldürülmüştü.
-Aylar önce. Öldürülmemiş mi?
-Bazı partnerleri öldürülmemişti. James Quinitrell, mesela. Şimdilerde buralarda isimleri yankılanıyor. Henry ile çalışıyorlarmış. Massachusetts ise cepleri en derin müşterileriymiş.

Koyu saçlı kadın oturduğu sandalyede sırtını dikleştirdi. Kaşlarını çattı. Alt dudağını sıkıştırdı parmaklarının arasına. Yılların alışkanlığıyla, bu kapalı kapılar ardında iki arkadaş olarak yaptıkları konuşmada bile renk vermiyordu yüz ifadesi. Yalnızca ciddileştiği anlaşılıyordu ki bunu bile gerçekten cidddileşip ciddileşmemesinden bağımsız olarak, refleksif olarak yaptığına 10 Galleon bahse girebilirdi. Tabii ciddiye gerçekten alındığını beden dilinden değil, karşısındaki kadını tanıdığından ötürü biliyordu. Nitekim Massachusetts, bir nevi jargon idi pek çok departman çalışanının konuşmasında. Cadı avcılarının ana merkezi olduğu söylenen, Salem kasabasının bulunduğu eyalet. Böylesi bir yerin eski kongreye yakınlığını düşünmek mide bulandırıcıydı pek çok kişi için. Hatta MACUSA olarak Boston'dan Washington'a bu yüzden taşınıldığını düşünenler dahi vardı. Eh, insanlar abartılı palavraları seviyorlardı, değil mi?

-Şu lanet konfederasyoncular şu ülkeyi bir rahat bırakmadılar... Massachusetts'e hiç değinmiyorum bile.
-Durum karışık. Gizli Teyakkuz, Büyüsüzleri Yanlış Bilgilendirme, Seherbaz Büro, Müsadere Edilmiş Eşyalar, Sihirsel İlişkiler... Hepsini alakadar eden mevular var ve lanet olası bürokrasi yüzünden eyleme geçilebilene kadar kim bilir kaç yüz silah temin edilecek?
-Bürokrasiyi hızlandırmak istiyorsun.
-Bürokrasiyi hızlandırmanı istiyorum.
-Soruşturma? Baskın? Kaynak ayırılması? Ne lazım?

Sarışın adam gülümsedi. Karşısındaki kadının kısmi yönlendirmelerinin sonu gelmiyordu gerçekten.
-Saydıklarının hiçbiri olmadığını biliyorsun.
-Eh, arada talim yapmak lazım, değil mi? Bürokrasinin içinde boğulmaktan körelmemen lazım.
-Ne kadar da düşüncelisin.
Gülüştüler.

Kısa bir sessizlik oldu. Koyu saçlı kadın, bazı hesaplar yapıyor gibiydi zihninde. Bej takım elbiseli adam, zaman tanıdı ona ateşbourbon'ını elindeki kadehte sallayıp oyalanırken.
-Baksana...
Kafasını duvardaki şamdanlardan dostunun yüzüne çevirdiğinde, ifadesi sabit olsa da gözlerinde farklı bir parıltı olduğunu kestirebilecek kadar iyi tanıyordu karşısındaki kadını. Kaşlarını kaldırdı yalnızca, dikkatinin onda olduğunu belirtmek amacıyla. "Dosyanın kontrolünü sizin departmana ayarlatırım. Ama baskın mahallinde elde edilecek bilgilerin gizlilik düzeyi yüksek olabilir. O yüzden Asli Soruşturma'nın kuracağı ekipteki seherbazların kıdemli olması lazım. Muhtemelen ekibe katılacaksın, değil mi?"

Evet, belli bir mevkiye gelmiş olabilirdi lakin cadı avcılarının silah tedariği hassas bir husustu. Kilise nüfuzu altındaki muggle nüfusu yadsınamazdı ve Amerika, ikinci bir İç Savaş yaşayamazdı. Yaşamamalıydı. Bizzat bulunacaktı bu sebeple baskında. Kaşları çatık bir şekilde onayladı sessizce. "O zaman ayrıca bir istihbaratçının ekipte olmasını isteyebilirsiniz..." Gözleri irileşti adamın. Düşündüğü şeyi mi teklif edecekti gerçekten? Dosyanın ehemmiyeti aşikardı lakin gerçekten o denli mühim miydi dostu için de? Düşünceleri, onları doğrulayan bir çift cümleyle kesilmişti: "Adımı listeye yazabilirsin. Baskın listesine..."